19 Mart 2010 Cuma

KURDELA


kızım ince ve hafif sesini
gezdiriyor
içeriye boşalan ayışığında

baba diyor öp beni
öp beni sesimde bir ağrı var

ipin üstünde cambaz bembeyaz
çoğaltıyor annemin yüzündeki geceyi
çocukların gülüşlerine öykünen yaz
baba, neden her şey sağlam ve böylesine yeni

kızım saatin en ucunda
saçlarında mavi bir akış

baba diyor, bir melek miyim ben
avuçlarımda uyuyor tombul dolunay
eteğimde sarı yıldızlar
baba, bir kelebek miyim ben
ışık mıyım, neden ağrıyan bir kalbim var

saksılar çiçeği boğacak biliyorum
kara kediler emiyor parmakuçlarımdan
sütçü neden çalıyor kapımızı evde ben yoksam
baba, neden herşey tuhaf ve böylesine sağlam

kızım, elinde gümüş bir çay
dudaklarında bakırsı tebessüm

baba diyorr, saçlarıma düşen kar
annemi neden üşütüyor
çocuklar ölse ne yapar sokaklar
dökülse elimdeki gümüş çay
biliyorum yağmur işte böyle yağar

trenler geçiyor düş tünellerinden
senin göğünde parçalanan nar gibi trenler
koşuyorum çıkmak üzreyim işte çocukluğumdan
baba, neden her şey dışımızda ve hızlı bu kadar

kızım açmış toprağın bütün kapılarını
kayıp kurdelasını arıyor prensesin

baba diyor, çek üzerimden
çek ve arala geceyi
bu kadar karanlığa dayanamam ben

orman bütün ağaçlarını öpüyor tek tek
prensesin kurdelası bulunmuş besbelli
açmış gördüm kalbimdeki son çiçek
baba, neden her şey güzel ve böylesine görkemli

kızım bütün ruhunu
yumuşak tenine bağılşıyor ayın

geceyi yıkanmış güneşe seriyor çocuklar
uçup dağılıyor ruhuma üflenen nefes
baba diyor ölsem acı çekmem
ayışığına gömer beni melekler

baba, neden her şey içli ve böylesine sevecen

            
MUSTAFA AYDOĞAN




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder