Abdurrahim KARAKOÇ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Abdurrahim KARAKOÇ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2026 Cumartesi

Bu Dünya Hangimizin?

Bırak deli Haydar, bırak be gardaş
Kafayı bozmaya değmez bu dünya
İster hızlı dönsün isterse yavaş
Sen seni üzmeye değmez bu dünya

18 Aralık 2025 Perşembe

Domuz sürüsüne kuzu katılmaz

Domuz sürüsüne kuzu katılmaz,
Lütuf tarlasına odun atılmaz,
Acıkmış katıra gül koklatılmaz,
İteniği ite çeker, unutma!

Abdurrahim KARAKOÇ

6 Aralık 2025 Cumartesi

Çarpık Çağ


Doğru mu, yanlış mı karar sizlerin
Biz aklın durduğu çağda yaşadık
'Ben dinsizim! ' diyen beyinsizlerin
Din dersi verdiği çağda yaşadık.

Nutukla büyüttüler bizi...

Nutukla büyüttü kurnazlar bizi.
Ayakta uyuttu cambazlar bizi.
Batıya peyledi papazlar bizi.
Kaç kürsüden yalan içtik sayamam.

Abdurahim KARAKOÇ

11 Haziran 2011 Cumartesi

Yayınlanmış Eserleri

Abdurrahim KARAKOÇ
Abdurrahim Karakoç'un şimdiye kadar yayınlanmış eserleri şunlardır:
  • Hasan'a Mektuplar (1965)
  • Eli Kulakta (1969)
  • Vur Emri (1973)
  • Kan Yazısı (1978)
  • Suları Islatamadım (1983)
  • Beşinci Mevsim (1985)
  • Dosta Doğru, Akıl Karaya Vurdu (1994)
  • Yasaklı Rüyalar (2000)
  • Gökçekimi (2000)
  • Gerdanlık - I (2000)
  • Gerdanlık - II (2002)
  • Gerdanlık-III(2005)
  • Parmak İzi (2002)
  • Yağmur Yerden Yağar (2002)
  • Anadolu'da Bahar ( 2007 )
  • Barış Çağrısı-Dünya Barışına Çağrı Grubu-Meneviş Yayınları(2009)
  • Düşünce Yazıları,
  • Çobandan Mektuplar(Deneme)

Kendi Dilinden Kendi Tarifi

Abdurrahim KARAKOÇ
'Ebedî kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 1932 yılında dünyaya gelmişim. Çocukluğum şöyle-böyle geçti. Kıt imkânlara, kıtlık yıllarına rağmen hâlâ o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam, 'Özlenecek neresi var? ' diyebilirler, amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar. Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim, boşluğumu şiirle doldurmaya çalıstım.
Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan, yardımsızlıktan dökülüp gittiler.
Bana gelince:
Sağolsunlar, iktidarların ve muhalefetin irikıyım politikacıları, ihtilal cuntacıları, 'bilimsel' cüppeliler, entellektüel züppeler, millî soyguncular, sosyete parazitleri, sermaye sülükleri, zulüm-işkence makineleri, adalet katleden hukukçular, dalkavuklar, üçkağıtçılar v.s. hep bana yardımcı oldular. Şiir malzememi veren onlar, öfkemi bileyen onlar oldular. Yardımlarını inkâr etmiyorum, fakat teşekkür de etmiyorum.
Dinsizlerin değil, din düşmanlarının, yani İslâm düşmanlarının da az yardımı olmadı. Bir bakıma dinî duygularımın kuvvetlenmesine vesile oldular.
En uygun zamanda yaşadığıma inanıyorum. Yardımcılarım (!) var oldukları sürece yazmaya devam edeceğim. Allah (cc) kısmet ederse...'

Evli ve 3 çocuk babasıdır.1984 Ekim ayından bu yana Ankara'da ikamet ediyor. Şu anda hiç bir siyasi kuruluş, hiçbir mesleki dernek üyesi değildir. Hakkın yanında olanları sözleriyle desteklese de, şahısları övmek, beğenmeyince sövmek gibi basitliği kabul etmemektedir.

Yemini var, yazabildiği müddetçe yazacak. Kim bilir nereye ve ne zamana kadar...

Abdurrahim Karakoç, şahsiyet abidesi bir yiğit,bir bilge, bir alperen olarak hayatımıza giren en tatlı, en güzel şairlerimizden birisidir. İşte o güzel, o yiğit dostun şiir kitaplarını 'Alperen Yayınları' olarak yayınlamaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz. Alperen

Hayatı (1932 -)

Abdurrahim KARAKOÇ
7 Nisan 1932 tarihinde Kahramanmaraş ili, Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü(Cela) köyünde dünyaya geldi. Küçük yaşlarda şiire merak sardı. Bu, aileden gelme bir merak diyebiliriz. Çünkü dedesi, babası ve kardeşleri de şairdirler.
İlk yazdığı şiirleri 2 kitap oIacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 'Hasana Mektuplar' ismi altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. FEDAİ yayınları arasında çıkan bu eser kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını yine 10.000 adet bastırdı.
1958 yılında buIunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi.1981 yılı Mart ayında emekli oldu.
Serdengeçti, Töre-Devlet, Ocak, Yeni Düşünce, Yenisey,Alperen yayınları oIarak şimdiye kadar 12 şiir kitabı, bir tane de makalelerinden derlenen nesir kitabı çıktı.

1985 yılından beri gazetecilik yapmaktadır. Bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Niçin girip, niçin ayrıldığını bir röportajda şöyle cevaplandırdı:
'Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım'

30 yılı aşkın bir zaman içinde kitapları baskı üstüne baskı yenilemektedir. Bilhassa VUR EMRI adlı kitap günümüz şairlerinin hiç birisine nasip olmayan kabulü görmüştür.

Abdurrahim KARAKOÇ

Hayatı (1932 -)
Kendi İfadesine Göre Kendisi
Yayınlanmış Eserleri

3 Eylül 2010 Cuma

GÜZEL VATANIM ANADOLU'YA

Seni çok sevenler(!) çok örseledi
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..
Açların çalıştı, tokların yedi
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Yanan hep sen oldun, yakılan hep sensin
Ruhuna çiviler çakılan sensin
Şekilden şekile sokulan sensin
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Sınırlar çizildi rüyalarına
Yasaklar konuldu dualarına
Hangi sesler hakim semalarına
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Ahlat'ın, Afşin'in, Söğüt'ün mahzun
Evladın, aşıkın, yiğidin mahzun
Tabassümün mahzun, ağıtın mahzun
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Metruk manastırlar ihya olmakta
Hüzün camilere mahya olmakta
Yadlar başımıza kahya olmakta
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Üzerinden hak, adalet silindi
Haya zırhı delik deşik delindi
Bu zelil duruma nasıl gelindi
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Dün şehid kanıyla sulanan sensin
Bugün alkollere belenen sensin
Düşmandan sadaka dilenen sensin
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Şehid torununa sen sus diyorlar
Vatan sevmek bize mahsus diyorlar
Her taraf toz-duman, kâbus diyorlar
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Hariçten gelenler köprüyü tutmuş
Dost karşı kıyıda seni unutmuş
Hınzır yeller yaprakların kurutmuş
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Biraz azim, biraz gayret derim ha
Delinir karanlık, sabret derim ha
Şanlı mazi döner elbet derim ha
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

ABDURRAHİM KARAKOÇ

12.09.2000/Çarşamba—AKİT

13 Haziran 2010 Pazar

SULTANIM


Can özümden Besmeleyi çekende,
Dil yanmazsa ben yanarım Sultanım.
Hak uğrunda bir sefere çıkanda,
Yol yanmazsa ben yanarım Sultanım.

Göz utanır gönül dostu görünce,
Can tutuşur candan selam verince,
Bülbül olup bir bahçeye girince,
Gül yanmazsa ben yanarım Sultanım.

14 Mayıs 2010 Cuma

BİZ BİZ DİYE AVUNDUK

“Biz... biz’ diye avunduk, biz yoktu, “ben”ler vardı
Siyaset sofrasında bizi yiyenler vardı...
***
Körpe hayallerimiz kör tırpanla biçildi
İşret meclislerinde kanlarımız içildi...
***
Dağlar yürüsün diye atlas yelkenler gerdik
Nemi kurusun diye denizlere un serdik...
***
Nurdan gömlek giydirdik çamurdan heykellere
İnanmıştık bir defa, aldatıldık bin kere...

Bu Dünya Kimin Dünyası?

Yol üstünde biten çali,
Bu dünya kimin dünyasi?
Ak çicekli ayva dali
Bu dünya kimin dünyasi?

Gediklerde esen poyraz,
Yapraklari dalda koymaz
Gözler doysa gönül doymaz
Bu dünya kimin dünyasi?

Gel

Aşkımız sembolleşsin iğde çiçeklerinde
Olgunlaşan meyveler dalları eğerken gel
Duru bir yaz sabahı Toros eteklerinde
Akdeniz dalga dalga kıyıyı döğerken gel.

Seher yeli çamları, çavdarları tararken
Dağlar göller üstüne sisten perde örerken
İlkbaharın ilk gülü kılıfını yararken
Sonbaharda son yağmur yollara yağarken gel.

BU DÜZEN

Zor kullanır, aka kara dedirtir
Kurbağaya kuş tutturur bu düzen
Namussuza ballı kaymak yedirir
Namusluya taş tutturur bu düzen

Sıkılmadan mülevvese halis der
Kirli kirli Pazarlığa kulis der
Korucu der, jandarma der, polis der
Hep kendini korutturur bu düzen

1 Mayıs 2010 Cumartesi

MÜJDELİ HABER

                                 Hasan KARAKAYA’YA
KARAKAYA efkarlanma, gül gayrı
istikbalde güzel şeyler olacak.
ANASOL-MEE atlayacak çağları
Üç bin üçte bütün yüzler gülecek.

Biraz sabret, ne kaldı ki şurada
Bin yıl sonra ereceğiz murada
Umutlan çimlendirdik serada
Yoncaları biçme vakti gelecek.

GÜZEL VATANIM ANADOLU'YA

Seni çok sevenler(!) çok örseledi
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..
Açların çalıştı, tokların yedi
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

Yanan hep sen oldun, yakılan hep sensin
Ruhuna çiviler çakılan sensin
Şekilden şekile sokulan sensin
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

30 Nisan 2010 Cuma

HERŞEY HATALI

Yürüyüş hatalı duruş hatalı
Olmuyor olmuyor olmuyor işte
Koyma akıl ile idrak kanalı
Dolmuyor dolmuyor dolmuyor işte

ABDURRAHİM KARAKOÇ 5,08,2001 AKİT

28 Nisan 2010 Çarşamba

YALVARIŞ

Ya Rab, bu hasrete can dayanmıyor;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Her adımda bir engel var, salmıyor,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Mümkün mü bu yolda maksuda ermek?
Mümkün mü sılada dost yüzü görmek?
Aşiğa ar gelir geriye dönmek;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Çekilmez bir şelek vurdun arkama;
Şaşırdım yollarda kaldım, akşama.
Umudum her zaman bakidir amma,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

ABDURRAHİM KARAKOÇ

27 Nisan 2010 Salı

SOHBET

Dedim: Hasan, Mehmet, Zeynep, Emine
İtler niçin havlıyor bu sene?
Dediler : "Ürkütme, sesi kes hele;
Bir öğrenelim, oldu-olacak"

Dedim : Çetin ittir çeribaşları;
Dediler : "Yiyecek cümle taşları."
Dedim : O yönetir tüm yoldaşları
Dediler : "Belasını buldu-bulacak."

19 Nisan 2010 Pazartesi

DÜNYA MANZARASI

YEDİNCİ PETRO’nun beyaz kısrağı
Değişti rengini DORU’ya döndü.
Ünlü şövalyenin çelik mızrağı
Eğilmiş plastik BORU’ya döndü.

Seralara hâyâl ekti aşiret
Su yerine asit döktü aşiret
Ne çektiyse beğden çekti aşiret
Üzümler-hurmalar DARI’ya döndü.