Arif Nihat ASYA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arif Nihat ASYA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2010 Pazar

NA'T

Günlerin ne günlerdi, çağların ne çağlardı,
Sen dünyaya gelmeden, inananların vardı.

Hatice'nin goncası, AiŞe'nin gülüydün,
Ümmetin gözbebeği, öklerin Resulüydün.

Şimdi seni ananlar, anıyor ağlar gibi,
Ey yetimler yetimi, ey garibler garibi.

Nerde kaldın ey Resul, nerde kaldın ey Nebi?
DüŞkünlerin kanadı, yoksulların sahibi.

Elçisin elçi geldin, elçileri gönderdin,
Sen ruhunu Allah'a, elini ümmete verdin.

Gel ey Resul bahardır, hac'dan döner gibi gel,
Mirac'dan iner gibi, bekliyoruz yıllardır.

Şimdi seni ananlar, anıyor ağlar gibi,
Ey yetimler yetimi, ey garibler garibi.

Nerde kaldın ey Resul, nerde kaldın ey Nebi?
DüŞkünlerin kanadı, yoksulların sahibi.


ARİF NİHAT ASYA

9 Haziran 2010 Çarşamba

Yollar

Varsın biraz da yollar çeksin benim cefamı
Artık verin çocuklar, artık verin asamı!.
Bir başka kâinata, bir başka yurda yol var;
Siz örtünün garipler siz örtünün abamı!
Yorgun düşüp uzandım altında asumanın;
Gölgende buldum ey dal bir anne ihtimamı.
Şahane manzaraydı dünya sınırlarında
Bir kubbenin rüku’u, bir zirvenin kıyamı.

Yoğuz

Yoksa şu yaprakta Yavuz
Yoksa şu sayfada Oğuz
Bizde yoğuz bizde yoğuz

Elimizden siz tutunuz
İmdadımıza koşunuz
Daha çoğuz daha çoğuz

Vatan

Ezanımdan alışıp tekbîre,
Buldunuz mutluluk, imanımla...
Vatan ettim sizi ey topraklar
Beş vakit damgalayıp alnımla.

.

Arif Nihat Asya

Van Gölü

Selahattin Arıkan'a

Nerde istersen orda kal... yerleş;
Yolcu, rü'yaya benziyor burası...
İşte bak: Bir küçük denizdir göl;
Bir küçük kıt'a Ahtamar adası!

.

Arif Nihat Asya

Ülkücüler

Siz büyük Türkiye'yi gerçekleştirecek olan Ülkücüler! ! !
Siz Oğuzların, Kür Şadların, Alparslanların, Fatihlerin, Yavuzların, Abdülhamidlerin, Yunus Emrelerin, Mevlanaların, Hacı Bektaşların, Sütçü İmamların, Dilşad Sultanların, Nene Hatunların, Gevher Nesibelerin, Malhun Hatunların torunları olan Ülkücüler;
'Gafillerin ardında Allah'ı anan; kaçanların ardında vuruşan, ölüler arasında diri olan gibidir.' Kutlu Peygamber sözünün muhatabı olmak için çalışın.
Yolunuz açık olsun. Cenab-ı Allah, taşıyamayacağımız yükü omuzlarımıza yüklemesin. Yüce Yaradan kendi dini için gayret eden herkese yardım etsin.
'Gençliğin acı haline'

Tepeler

Çadırtepe, Dumlupınar,
Türbetepe, Adatepe...
Ki üstlerinden bir bulut
Geçti güller serpe serpe.

Türbe, otağ. kubbe, eyvan...
Adları Dicle'de Seyran,
Fırat yollarında Aslan,
Çukurova'da Kurttepe.

Allah'a Sesleniş...

Elsizlere el,dilsizlere dil ver yeniden,
Lütfet,bize bin şanlı nesil ver yeniden,
Dünyayı alıp avcuna bir gün Tanrım,
Avcunda bu dünyaya şekil ver yeniden.

.

Arif Nihat Asya

Tanımadı

Türküm müjdeydi ülkeye
Gezdim söyleye söyleye
Bir gün söylemedim diye
Türküm beni tanımadı

Onlar bacım,onlar ağam
Onlardır sevincim tasam
Ahmet’im, Mehmet'im, Suna’m
Güllü’m beni tanımadı

Şiir

Şiir okuyacağım..
Dinlemeye geliniz...
Çok da alkış istemem:
İncinmesin eliniz!

.

Arif Nihat Asya

Şeker

Yüz bulmadı benim uzattıklarım;
Kapışıldı onun getirdikleri...
Onunki ezmeydi, şekerlemeydi;
Benimki bir dostun mevlit şekeri!

.

Arif Nihat Asya

Sigara Çeşitleri

Dolup taşar camekanlarda her çeşit sigara;
O eskidir, bu yeni...
'En zararlı olan, hangi cinstir? ' dersen
Derim: 'İçilmeyeni! '

.

Arif Nihat Asya

Seni

Sana vermiş veren sulardan ses
Sana vermiş veren şiirden dil...
Yaratılmışsın ayrı topraktan...
Hamurun,toprağın bizimki değil!

Saçların var,ki başka türlü sarı
Gözlerin var,ki başka türlü yeşil

Sen

Koku, tad, sıcak... sende her aradığım vardı:
Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı.

.

Arif Nihat Asya

San'at

Sen, mermi yaratırsın;
Ben, ondan saray yaparım!

Suya ektiğin kamışı
Keser, biçer ney yaparım!

Yuvada Havvâ'ya gelin,
Âdem'i güvey yaparım!

Saç

Akran değiliz diye
Beni çevirme geri:
Saçım ağarmış..fakat
Kararır, geceleri.

.

Arif Nihat Asya

İnanmak

Bardaktan seni içmek
Seni teneffüs etmek havada...
Dolaşmak,dolaşmak sana dönmek
Seni bulmak yuvada...

Yolumuzda aylar, yıllar
Basamak basamak...
Basamakların çıkamadığı yere
Kanatlarınla çıkmak...

Öpmek

Yanaklar öpmedesin, öptürüp yanaklarını;
Böyle geçsin bu günlerin varsın.
Sen ey çocuk! Öpülüp öpmenin ne olduğunu;
Dudaklarında dudaklar duyunca anlarsın!

.

Arif Nihat Asya

Naat

Seccaden kumlardı..
................................
................................
Devirlerden, diyarlardan
Gelip, göklerde buluşan
Ezanların vardı! .

Mescit mümin, minber mümin...
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere “amin”..

Ve mübarek geceler dualarımız;
Geri gelmeyen dualardı...
Geceler ki pırıl pırıl
Kandillerin yanardı..
Kapına gelenler ya muhammed,
- uzaktan, yakından –
Mümin döndüler kapından...

Misafirler

'Tanrı misafiriyiz.' deyip kondular Tanrı'm!
Benim evimi senin evin sandılar, Tanrı'm!



Arif Nihat Asya