Yahya Kemal BEYATLI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yahya Kemal BEYATLI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2010 Çarşamba

İstanbul'un O Yerleri

Aşkın şeref diyârını gördümdü bir zaman.

Yıldızlarıyle başka bir âlemdi her gece.

Kıpkırmızıydı şanlı ufuklarda her şafak.


Cânanla çıktığım tepeler..başta çamlıca..

Hâlâ muhayyilemde parıldar, resim gibi,
Yârin dudaklarında bitip başlayan visâl.


Cânanla gezdiğim kıyılar, sürdüğüm hayat

Öz mavilikle çerçevelenmiş o levhada,

Ömrün murâdımızca geçen mutlu günleri.



Yaş bastı. Görmedim nice yıldır o yerleri.

Görsem de görmesem de bu indimde bir benim;

Mâdem ki şimdi her biri kalbimdedir benim.

Yahya Kemal Beyatlı

Hazan Bahçeleri

Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
Yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden

Senden boşalan bağrıma gözyaşları dolmuş
Gördüm ki yazın bastığımız otları solmuş
Son demde bu mevsim gibi benzim de kül olmuş
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden

.

Yahya Kemal Beyatlı

Hayalşehir

Git bu mevsimde gurup vakti Cihangir'den bak,
Bir zaman kendini karşındaki rüyaya bırak;
Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan;
Güneşin vehmi saraylar yaratır camlardan!
O ilâh isteyip eğlence hayalhanesine,
Çevirir camları birden peri kâşânesine.
Som ateşten bu saraylarlabütün karşı yaka.
Benzer üç bin sene evvelki mutantan şarka.

Geçmiş Yaz

Rü'ya gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle
Her anını, her rengini, her si'rini hazdan.
Hala doludur bahçeler en tatlı sesinle!
Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan

Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde;
Mehtap... iri güller... ve senin en güzel aksin...
Velhasıl o rü'ya duruyor yerli yerinde!

.

Yahya Kemal Beyatlı

Gazel

Vur pençe-i alîdeki şemşîr aşkına
Gülbangi âsmanı tutan pîr aşkına

Ey leşker-i müfettihül ebvâb vur bug Feth-i mübîni zâmin o tebşîr aşkına

Vur deyri küfrün üstüne rekzi hilâl için
Gelmiş bu şehsüvar-ı cihangîr aşkına

Düşsün çelengi rûmun eğilsin serî firenk
Vur Türk'ü gönderen yed-i takdîr aşkına

Son savletinle vur ki açılsın bu surlar
Fecr-i hucûm içindeki tekbîr aşkına

.

Yahya Kemal Beyatlı

Ezan

Emr-i bülendsin ey Ezan-ı Muhammedi.
Kafi değl sadana Cihan-ı Muhammedi.
Sultan Selim-i Evvel'i ram etmeyip ecel,
Fethetmeliydi alemi Şan-ı Muhammedi.
Gök nura garkolur nice yüzbin minareden
Şehbal açınca Ruh-u Revan-ı Muhammedi
Ervah cümleten görür Allah-ü Ekber'İ
Akseyleyince arşa Lisan-ı Muhammedi

.

Yahya Kemal Beyatlı

.

Eylül Sonu

Günler kısaldı. Kanlica'nin ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharlari.

Yalniz bu semti sevmek için ömrümüz kısa...
Yazlar yavaşca bitmese, günler kısalmasa...

İçtik bu nadir içki'yi yıllarca kanmadık...
Zor böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!

Ölmek kaderde var, bize urkuntu vermiyor;
Lakin vatandan ayrılışın ıstırabı zor.

Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sahile,
Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile


Yahya Kemal Beyatlı

Erenköyde Bahar

Cânan aramızda bir adındı,
Şîrin gibi hüsn ü âna unvan,
Bir sahile hem şerefti hem şan,
Çok kerre hayâlimizde cânan
Bir şi'ri hatırlatan kadındı.

Doğmuştu içimde tâ derinden
Yıldızları mâvi bir semânın;
Hazzıyla harâb idim edânın,
Hâlâ mütehayyilim sadânın
Gönlümde kalan akislerinden.

Mevsim iyi, kâinât iyiydi;
Yıldızlar o yanda, biz bu yanda,
Hulyâ gibi hoş geçen zamanda
Sandım ki güzelliğin cihanda
Bir saltanatın güzelliğiydi.

İstanbul'un öyledir bahârı;
Bir aşk oluverdi âşinâlık...
Aylarca hayâl içinde kaldık;
Zannımca Erenköyü'nde artık
Görmez felek öyle bir bahârı.

.

Yahya Kemal Beyatlı

Endülüs'te Raks

Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
Şevk akşamında Endülüs üç def' kırmızı...

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpâze çevrilir gibi birden dönüşleri,
İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri...

Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.

Alnında halka halkadır âşüfte kâkülü,
Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü...

Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir;
İspanya varlığıyle bu akşam bu güldedir.

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...
Şeytan diyor ki sarmalı, yüz kerre öpmeli..

Gözler kamaştıran şala, meftûm eden güle,
Her kalbi dolduran zile, her sîneden: 'Ole!'

.

Yahya Kemal Beyatlı

Duyuş Ve Düşünüş

Sevdiklerim göçüp gidiyorlar birer birer
Ay geçmiyor ki almayayım gamli bir haber.

Kalbim zaman zaman bu haberlerle burkulu;
Zihnim düşünceden dagınık, gözlerim dolu.

Kaybetti asrımızda ölüm eski hüznünü,
Lakayd olan muhimsemiyor gamli bir günü.

Çok şey bilen diyor:'Gidecek her gelen nesil
Ey sade-dil bu bahsi hayatinda böyle bil

Hiç durmadan, hayat öğtür devreden bu çark,
Ölmek sırayladır, sıralanmakta varsa fark.

İlmin derin görüşleri, aklın hükümleri
Doldurmuyor boşalmış olan hisli bir yeri

.

Yahya Kemal Beyatlı

6 Mayıs 2010 Perşembe

Bir Sâkî

O muğbeçeyle tanıştımdı Lâle Devri'nde,
Fütâdegânına son bir piyâle devrinde.

On altı yaşına dâhil o şûh-ı Sa'd-âbâd,
Cihânı verdi idi ihtilâle devrinde.

Lisânı şîve-i Şîrâz'dan nümûne idi
Acem-perestî-i Rûm'un imâle devrinde.

Bedri'ye Mısralar

Gelmek’çün ikinci bir hayata,
Bir gün dönüş olsa ahretten;
Her ruh açılıp da kainata,
Keyfince semada bulsa mesken;
Talih bana dönse, nazikane;
Bir yıldızı verse malikane;
Bigane kalır o iltifata,
İstanbul’a dönmek isterim ben.

Başka Bir Tepeden

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Bahçelerden Uzak

İstemem artık ışık rayiha renk alemini
koklamam yosma karanfille beyaz yasemeni
Beni bir lahza müsait bulamaz idlale
Ne beyaz bakire zambak ne ateşten lale

.

Yahya Kemal Beyatlı

Atik - Valde'den İnen Sokakta

İftardan önce gittim Atik-Valde semtine,
Kaç def’a geçtiğim bu sokaklar, bugün yine,,
Sessizdiler. Fakat Ramazan mâneviyyeti
Bir tatlı intizâra çevirmiş sükûneti;
Semtin oruçlu halkı, süzülmüş benizliler,
Sessizce çarşıdan dönüyorlar birer birer;
Bakkalda bekleşen fıkarâ kızcağızları
Az çok yakından sezdiriyor top ve iftarı.

Akşam Musikisi

Kandilli'de eski bahçelerde,
Akşam kapanınca perde perde,
Bir hatıra zevki var kederde.

Artık ne gelen, ne beklenen var;
Tenha yolun ortasında rüzgar
Teşrin yapraklarıyla oynar.

Akıncılar

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!
Bir yaz gunu geçtik tunadan kafilelerle

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan
Şimşek gibi Türk atlarının geçtigi yoldan

Âheste Çek Kürekleri

Âheste çek kürekleri, mehtâb uyanmasın,
Bir âlemi hayâle dalan âb uyanmasın.

Âğuş'u nev-bahâr'da, hâbîdedir cihân;
Sürsün sabâh-ı haşr'e kadar, hâb uyanmasın.

Dursun bu mûsikî-i semâvî içinde sâz,
Leyl-i tarâb'da bir dahî mızrâb uyanmasın.

Açık Deniz

Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum
Her lahzâ bir alev gibi hasretti duyduğum
Kalbim de vardı Byron'u bedbaht eden melâl
Gezdim o yaşta dağları hülyâm içinde lâl
Aldım Rakofça kırlarının hür havasını
Duydum akıncı cedlerinin ihtirasını
Her yaz şimâle doğru asırlarca bir koşu
Bağrımda bir akis gibi kalmış uğultulu

26 Ağustos

Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi,
Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi,
Ta ki, yükselen ezanlarla müeyyed namın
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslamın.

.

Yahya Kemal Beyatlı