Fatih KISAPARMAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fatih KISAPARMAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2010 Cuma

Zehirim Sensin

Zehirim Sensin
Ben ki
Gariplerin garibi
Sessizlerin sesi
Ve isyanıyım bütün çaresizlerin
Zehirim sensin
Sensiz bu gece

Yar şimdi oralarda olmak vardı
O ipince ellerini tutmak vardı
Dalıp dalıp gözlerine türkü söylemek
O simsiyah saçlarını okşamak vardı
Dalıp dalıp gözlerine şiir söylemek
O simsiyah saçlarını okşamak vardı

Vay benim hayallerim vay
Vay benim yanlızlığım vay
Duygularım çığlar altında
Zehirim sensin
Vay benim hayallerim vay
Vay benim yanlızlığım vay
Umutlarım çığlar altında
Zehirim sensin

Aklımda bir türkü hayalimde sen
Uçurumlar olmasa da yanına gelsem
Alışmadım alışamadım yokluğuna yar
Sana nasıl susamışım anlayabilsen
Alışmadım alışamadım sensizliğe yar
Sana nasıl susamışım anlayabilsen

Vay benim hayallerim vay
Vay benim yanlızlığım vay
Duygularım çığlar altında
Zehirim sensin
Vay benim hayallerim vay
Vay benim yanlızlığım vay
Umutlarım çığlar altında
Zehirim sensin

Aklımda bir türkü hayalimde sen
Uykularım bıçaklanır sırtından bilsen
Eski hatıralar unutulmuyor
Yeri doldurulmuyor gidenin
Vay bir gelsen
Ben bu hallere düşecek adam mıydım
Gölgem bile terk etmiş beni
Yıllar öfkesini üstüme yıkmış
Eskiden böyle miydim
Benim en vefalı dostum yanlızlıkmış

.

Fatih Kısaparmak

Yiğittin

Ben seni acılarda tanıdım
Ve sen fırtınada hiç bırakmadın beni
Ortak oldun gözyaşıma....
Kitaplarımı, yorgun yorganımı ve
Gözlerimin gecelere demirlenişini
Her anlatmak istediğimde sana
Elim varmadı kaleme, yazamadım, sustum
Yiğittin....

Taşa yattık seninle kar yedik,
Yağmuru içtik su diye
Soğuktan nasırlarımız çatladı
Sen ağladın yalnızca ve sessizce
Elimi oğuşturdun Yiğittin....

Çığ düştü çatımıza,
Çöktüm dedim, bittim dedim
Sen sardın beni çulunla
Ulu ekmek ettin bölüştük
Anam gibi sen taşıdın sırtında
Sıvasız duvarlarında yoksul odamızın,
Birlikte batırdık yüreğimize tırnaklarını güneşin
Acılar köprüsünde el ele yürüdük
Zemheride ilkbaharı giyindin
Yüreğini diktin beynime
Çorbamız olmasa da terketmedin Yiğittin....

Mavilerin denizinde ve son durağında yıldızların
Soldurmadın sevdamı soldurmadın umudumu
Kan kustum..Ah! çektim...için için inledin
Sarılınca kollarıma kelepçe sende sarılıp öptün
Zehirli akrebini sevdim zamanın,
Seni getirdiğinde her görüş günü

Gözyaşlarına sor beni kirpiklerine sor
Hasretin acısı küstürse de türküleri
Kavalı sevdim sazı sevdim zehri akıtır diye
Yaşlılık caddesinde taşlara sırt verdik
Yorgunluk limanında su serptin alevine kalbimin
Yiğittin......

Yosunlara bulandığımda,
Yaşamın çığlıkları beni sahile ittiğinde
Göğsümdeki fırtınalar ve titreme denizinde
Ayrılığın anası yapıştığında yakama
Yarsız koymadın beni tuz ekmedin gözüme
Yiğittin.....

Dikenin gülü de olsa hayat
yahut gülün dikeni de olsa
Mil çekmedin yüreğime
sen sevdam kadar sen toprak kadar
Yiğittin.......

Kilim oldun kahrıma,
Sır vermedin ser verdin gönül kapımda
Ben seni acılarda tanıdım
Ve sne fırtına da hiiiç bırakmadın beni
Ortak oldun gözyaşıma
Yiğittin.......

.

Fatih Kısaparmak

Yarına Kaç Var

Gelmiş gecmiş türkülerin ilk sözü sensin
Vazgecemiyorum senden tütün gibisin
Ekmeği ikiye beraber böldük
Birlikte ağladık birlikte güldük
Yıllar girdi aramıza
Birlikte öldük

Geceden sonra sabah
Her kıştan sonra ilkbahar
Yarına kaç var çocuklar

Ne olur söyle benim mi bu titreyen el
Yalvarırım şimdi gitte yıllarca önce gel
Ellerim elini nerden tanıyor
Yaklaştıkca sabah gece utanıyor
Bir pembe yağmur altında
Aşk ıslanıyor

.

Fatih Kısaparmak

Yakılmış Mektup

Sana bu mektubu uzaklardan yaziyorum
Adresini coktan unttum
Bir siirin sisesine kalbimi koyup sulara birakiyorum
Ah benim eski türküm
Ah benim hazin öyküm
Yanlisim, yenilisim

Ne yaptimsa seni mutlu edemedim
Oysa, bir kemanin vardi birde sen
Acimadin, ezdin beni, üzdün hic acimadin
Yavrusuna yanan bir anne gibi
Icime gömdüm depremlerimi
Ceketimi alip gittim
Derin derin ic cekisim bu yüzden
Inadina suskumdum oysa
Inadina vurgun gec uslandim
Sen görmedin ama
Alti mosmor gözlerimde islandim

En cok istavriti severdin
SIKIP limonu maydonaza saraba vururdun hani
Eski bir kasette bizim sarkimiz
Alip götürdü seni salas meyhanelerde
Ve kumsaldaki ayak izlerinde
Kirilan hayallerim ümitlerim
Ve seni bekleyisim her yagmur aksaminda
Daha mutluyduk o günler herseye ragmen özgürdük
Kitap alacak paramiz olmasa da
Ucuz tütün icsekde pahaliydi düslerimiz
Ne kadar cok isterdim bu sarkimi duymani
Kanayan bir gül misali
Saclarina takdigim suskun cigliklariyla inleyen su kemani
Ki, her notasi ödesmenin ve hayatla yüzlesmenin katrani

Hatirlarmisin, parasiz kalmistikda bir gün
Kardesinin kumbarasini bosaltip konsere gitmisdik
Imzasini almistik sevdigimiz sarkicinin
Birlikte fotograf cektirmistik
Bir sise gazosu ve kasarli tostu bölüsmüstük
Hey gidi hey !
Azmi siir yazdik ders kitablarina
Ötobüse biletsiz mi binmedik
Komaya mi girmedik her Besiktas macinda

Simdi bir hastene aksaminin yorgun penceresinde
Maziye dalip dalip gitmelerimsin artik
Ne kemanim var yanimda nede sen varsin
Mevsimlerden hüzün aylardan pismanlik ve karanlik

Sen ki bu mektubu saklayacaksin
Öpüp öpüp koklayacaksin belki
Ve artik gelmedigimi bile bile bekleyeceksin
Ah benim eki türküm
Ah benim hazin öyküm
Yanlisim, yanilisim
Seni hic üzermiyim
Ben bu mektubu defalarca yazmisim
Defalarca yakmisim ....

(Almanya 30.01.2001)

.

Fatih Kısaparmak

.

Üzüm Karası

Hiç kimse senin kadar sevilmedi
Aklımı firara vermişim zaten
Bir şiiri kıskandıran gözlerinle yak beni...

Yıllar geçti unutmadım
Unutmadım aklımda
Yaşananlar bir tarafa
O gözlerin saklımda
Yıllar geçti unutmadım
Unutmadım aklımda
Hatıralar bir tarafa
Ah o gözler saklımda
O gidiş ayrılıktan daha bir zordu
Bu gizli, sessiz veda inan çok koydu
Kimbilir kaç yıl geçti, kaç sene oldu
Unutamadım, affedemedim...

Seni nasıl sevmişim
Meğer neler vermişim
Şu yollara düşmüşüm
Gel de kurtar (güldür) beni
Üzüm karası gözlerin öldürür beni
Kurşun yarası sözlerin süründürür beni...

Yıllar var ki yüreğimde
Gittiğin gün kanıyor
Üzüm karası gözlerin
Hasreti yanıyor
Yıllar var ki yüreğimde
Gittiğin gün kanıyor
O gözlerin hasreti
Taa şuramda yanıyor
Sen benim ilk göz ağrım, ilk yanılışım
Sen benim aldanışım, aşkta yanlışım
Çekip gittiğin günden beri yanmışım
Unutamadım, affedemedim

Buzları üşüterek bozkır ayazı
Ve denizden yeni çıkmış
Rüzgarlarla gel
Kuru dalları bastıkça kırılan eylül
Üzüm karası bir hasrete
Soyunup dökünmüşken
Kurşunlara dizilirken susuz denizler
Kapattım penceresini ömrümün
Çektim perdesini
Hazırım yak beni...

.

Fatih Kısaparmak

Yak Beni

Öyle aşksadım ki anlatılmaz
Gözünün değdiği her yerde
artık beni göreceksin
Aklımı firara vermişim zaten
Ben ki gurbetim kendime
sensizliğin duvarıyla çevrili
kendi dehlizine sürgün
Aşkın zaferine sancılı şafak
senelerdir kınında
Zulasında hayatın
Ve siyah güneşin çok yakınında

Hiç kimse senin kadar sevilmedi
Benim kadar sevmedi hiç kimse
Bir şiiri kıskandıran gözlerinle
yak beni
Ne varsa gök mavisine
ve bir kuş yuvasına dair
kıpkırmızı kokan gül yaprağındadır
ve üzerindeki şebnem
hep o şarkının nakaratıdır

Kendine ağlamaz elbette bulut
Her yağmur beir yeşil yaratmak içindir
Sanma ki yıkıldım
sanma ki çöktüm
Bir başka bahar
için yaprak dökütüm
Celladı ölüyor kavuşmamızın
Çünkü ağır sevdalıyım
Ve çünkü
tek heceli ölümler demlenir
aşkın semaverinde
Bir deniz özlemiyle aktığım son nehir
yüreğimin o en saklı yerinde
her an ölebilir her an dirilir

Buzları üşüten bazkır ayazı
Ve denizden çıkmış rüzgarlarla gel
Kuru dalları bastıkça kırılan eylül
üzüm karası bir hasrete
soyunup bürünmüşken
Kurşunlara dizilirken susuz denizler
Kapattım penceresini ömrümün
çektim perdesin
Hazırım
Yak Beni.

(1996)

.

Fatih Kısaparmak

Sen Yoksun Ya

Yoksun ya güneş doğmuyor
Her şarkıda hüzün var
Şiirler bile dost değil
Her mısrada yüzün var
Yastığımda hala kokun var
Her tarafta yüzün var

Sen yoksun ya sanki yarım kalmışım
Sen yoksun ya çıldırmış bunalmışım
Sen yoksun ya hep bu şarkıyı çalmışım
Sen neredesin...? ? ?

Ne hayallerimiz vardı
Yar beni anlayacaktı
Kar düştü umutlara
Böyle mi olacaktı
Korkuyorum yarınımdan
Böyle mi olacaktı

Sen yoksun ya şimdi bomboş sokaklar
Sen yoksun ya gözyaşım pişmanlık saklar
Sen yoksun ya umurumda mı yasaklar
Sen neredesin...? ? ?

Yoksun...
Yoksun...
Beni anlamıyorsun...
Yoksun...
Yoksun...
Niye gelmiyorsun...? ? ? ?


Fatih Kısaparmak

.

Fatih Kısaparmak

Selam Söyle

Güle güle dostum güle güle
Bir kerecik yalan söyle anneme
'sırt ağrısı,öksürüğü geçti ' de
'artık sigara da içmiyor' de
Deli taylar gibi yanıp tutuştuğumu anlat karıma
Ve hala aykırı olduğumu çağıma
Oğlumun o kapkara gözlerini öp
Bayramlarda boynu bükük kalmasın
Kaymaklı dondurma al,gazoz içir
Elinden tut lunaparka götür
Çarpışan arabalara yanlız binmesin,yanına otur
Güle güle dostum
Kendine iyi bak
Balık ekmek yemeyi de unutma benim yerime
Ve saklama gözyaşlarını burnunu çekerek
Hadi artık,yolcu yolunda gerek

.

Fatih Kısaparmak

16 Mayıs 2010 Pazar

Portakal Çiçeğim

Zamansız acılarla, yaprakları dökülen,
portakal çiçeğimsin sen...
Ben bu aşkın uğruna nelerden vazgeçmişim,
Ne haldeyim bir görebilsen...
Her yerde yokluğun var, nefes alır anılar,
Tutsaksın düşlerime...
Ben seni düşünmeden, su bile içmiyorum,
Sevdanın pençesinde...

O Gün...

Her yeni hayata açılan kapı
Bir yeni doğuştur bir yeni ölüm
Her hayat bir seyahattir evrende
Biter elbet bir gün ağlama gülüm

1996

.

Fatih Kısaparmak

Nazlı Bebe

Toros yaylaları buzlu ayazlı
Üşür Nazlı bebe solgun benizli
Yüzüne baktıkça Nazlı bebenin
Ağlar Elif kadın hep gizli gizli

Kalktı göç eyledi Türkmen obası
Elifin`in sırtında Nazlı bebesi
Fransız harbinde Yörük elinde
Sırtından vuruldu yiğit babası

Mor Salkımlı Sokak

Seni düşündüm yine bu akşamüstü
Gelmedin mor salkımlar sana küstü
Umutsuz bekledim sabaha kadar
O çok sevdiğin yağmurlar bile sustu
Seni düşündüm de çıldırdım yine
Kahrettim seni benden çalan geceye
Seni sordum yastığıma
Seni sordum boş odama

Mavi Gül

Benim tanıdığım benim sevdiğim
Gözlerinin içi gülen bir kızdı
Yıllar sonra gördüğüm hayat yorgunu
Yaralı bir kadındı yapayalnızdı
Yıllar sonra gördüğüm bin defa pişman
Ezik bir mavi güldü yapayalnızdı

Kilim

Sevdiğine sözü olan bir kilim dokur
Kilimin dilinden ancak anlayan okur
Sırlarımı verdim sana sevgimi verdim
Şu gönlümü kilim yaptım yoluna serdim

Kaçağım Yıllardır

Benim güzel annem, sakın bana ağlama
Benim canım anam, sakın ola ağlama
İp boynuma dolananda
Benim güzel annem, sakın bana ağlama
Darağacı kurulanda, son isteğim sorulanda
Ah çileli annem, sakın bana ağlama

Hüzzam Sevda

Sen baharı ertelenmiş boynu bükük karanfil
Gücenmiş bir şarkısın sen yol ayrımında
Sonuncu bahar olsaydın sonbahar değil
Keşke böyle bitmeseydi bu hüzzam sevda

Haram Saltanatı

Utanmadan haram lokma yutanlar
Şerefini üç kuruşa satanlar
Duymasa da Mısır'daki sultanlar
Haram saltanatı yıkılır elbet
Hortum saltanatı yıkılır elbet
Talan saltanatı yıkılır elbet
Duymasa da Ankara'da sultanlar
Haram saltanatı yıkılır elbet
Yalan saltanatı yıkılır elbet

Hayat Bana Yalan Söyledi

İlk kez hesaplaşıyorum kendimle...
Tuhaftır kalemi,kâğıdı ve seni
Onca sevmeme rağmen,
Sana ilk kez yazıyorum...

Şimdi sen yoksun, seni düşünmek var.
Çocukkende seni düşünürdüm her gece,
Radyo dinler, şiir yazardım,
Her Çarşamba pazara giderdik annemle,
Babam maaş aldığında baklava yerdik.
Dondurmayı da çok severdik,
Ablam üç top yerdi, ben iki top,
Yalnızca bu yüzden kavga ederdik.

20 Nisan 2010 Salı

Güneşi Biz Uyandırdık

Güller kelepçeli çiğdemler tutsak
Aysız gecelerde kanar öfkemiz
Düşlerde sevişsek el ele tutsak
Dilsiz duvarlara siner öfkemiz

Şafak sancıları var kulaklarımda
Yarınların ninnisi bozlaklarımda
Bir türkü çıldırır dudaklarımda
Çiçekli dallara döner öfkemiz

Gitmeliyim

Sen benim ruhsatlı sevdam
Ben senin sevda keşin.
Ya sen varsın, yada sen!
Temmuz geldi, gitmeliyim.
Sen şiir olmuşsan, şiir sensizliktir artık
Çünkü yokluğuna kurşun işlemez
Nicedir gözlerim dalıp gider
Ekin tarlasında rüzgar nicedir sarı değil
Sessiz hüzünlerle yazılmış alnıma
Bir güneşin doğuşunu bekleyerek
Ve bir sevdanın dilinden türküler söyleyerek gitmeliyim
Temmuz geldi...