Bir çift yaprakmış dalında yumuşacık
Tutmuşum tutmuşum ellerinden senin
Düşmüşüz yavaşça bir sakin derenin
İçindeymişik yeşilmişik sazmışık
Balıklar gibiymiş sessiz ve karanlık
Yüzermiş saçların yüzermiş nefesin
Susarmışız öyle bir sakin derenin
İçindeymişik yeşilmişik sazmışık
.
Can Yücel
Can YÜCEL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Can YÜCEL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Temmuz 2010 Pazar
Yeşil Şiir
Baktikca cogalir yildizlar gecede
Parmaklarinla sayilmaz;
Kimi duyulur, kimi duyulmaz,
Dinledikce cogalir gecede,
Sesler gelir,
Ya hizlidan, ya yavastan.
Her sey kendi dilince konusur;
Karanlik ortse de ustunu
Gecede devam eder renk renk
Agacin dalinda, ruzgarda;
Her sey kendi rengince konusur.
Gozlerini kapatir beklerdi;
Yapraga benzer ellerini, avuclarini uzatir,
Beklerdi isitinceye dek
Agacin dalinda, ruzgarda;
Yesili duydu mu uyurdu
Ruyasinda...
.
Can Yücel
Parmaklarinla sayilmaz;
Kimi duyulur, kimi duyulmaz,
Dinledikce cogalir gecede,
Sesler gelir,
Ya hizlidan, ya yavastan.
Her sey kendi dilince konusur;
Karanlik ortse de ustunu
Gecede devam eder renk renk
Agacin dalinda, ruzgarda;
Her sey kendi rengince konusur.
Gozlerini kapatir beklerdi;
Yapraga benzer ellerini, avuclarini uzatir,
Beklerdi isitinceye dek
Agacin dalinda, ruzgarda;
Yesili duydu mu uyurdu
Ruyasinda...
.
Can Yücel
Yaşasın Cumhuriyet
gölköy adında bir yer varmış gelibolu'da
televizyonda gösterdiler geçen gün.
gelenek edinmiş köy halkı,
'ben kendimi bildim bileli bu böyledir'
diyor muhtar:
29 ekim’de toptan sünnet ederlermiş çocuklarını...
derken ekranda entarili bir çocuk belirdi
kirvesi tutmuş kolundan
yatırdılar bir kamp yatağına,
ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi
elinde bıçağıyla,
çocuk kaldırdı başını, bağırdı:
'yaşasın cumhuriyet' diye
bunun üzerine de ekran karardı
korkarım bu, sade gölköylülerin değil, umumumuzun
sade küçüklerimizin değil, büyüklerimizin de
düştüğü bir tarihsel yanılgı
çünkü sünnet değil, farzdır cumhuriyet
.
Can Yücel
televizyonda gösterdiler geçen gün.
gelenek edinmiş köy halkı,
'ben kendimi bildim bileli bu böyledir'
diyor muhtar:
29 ekim’de toptan sünnet ederlermiş çocuklarını...
derken ekranda entarili bir çocuk belirdi
kirvesi tutmuş kolundan
yatırdılar bir kamp yatağına,
ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi
elinde bıçağıyla,
çocuk kaldırdı başını, bağırdı:
'yaşasın cumhuriyet' diye
bunun üzerine de ekran karardı
korkarım bu, sade gölköylülerin değil, umumumuzun
sade küçüklerimizin değil, büyüklerimizin de
düştüğü bir tarihsel yanılgı
çünkü sünnet değil, farzdır cumhuriyet
.
Can Yücel
Yavaş!!
Kafeslerin arkasinda oturmus, ince uzun gemiler gibi
limanda,
Olabileceklerden bahseder elleri, baslanmamis
nakislarda,
Kendi guzelligini seyreder gergefte kizlar.
.
Can Yücel
.
limanda,
Olabileceklerden bahseder elleri, baslanmamis
nakislarda,
Kendi guzelligini seyreder gergefte kizlar.
.
Can Yücel
.
Yaprak Dökümü
Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar
Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar
Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar
Çıplaklığında o atın yine onlar koşacaklar
O çocuklar
O yapraklar
O şarabi eşkiyalar
Onlar da olmasa benim gayrı kimim var?
.
Can Yücel
Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar
Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar
Çıplaklığında o atın yine onlar koşacaklar
O çocuklar
O yapraklar
O şarabi eşkiyalar
Onlar da olmasa benim gayrı kimim var?
.
Can Yücel
Yapraktı
Bir baska yolculuk dalindan dusmek yere,
Yasadigindan uzun;
Bir tatli yolculuk dalindan inmek yere.
Agacin yuksekligince,
Dalin yuksekligince ruzgarda;
Ve bir yeni ömür
Vardigin cimen yesilligince.
.
Can Yücel
Yasadigindan uzun;
Bir tatli yolculuk dalindan inmek yere.
Agacin yuksekligince,
Dalin yuksekligince ruzgarda;
Ve bir yeni ömür
Vardigin cimen yesilligince.
.
Can Yücel
Yaşasın Cazın Getirdiği Devrim
hiçkimse kalmadı
çiçekler çarpık açıyorlar
ampuller eğriydi
merdivenlerden çıkamıyordum
tavan basıktı
sifon işlemiyordu
sıçamıyordum
işeyemiyordum
bir ölü militan baharı
bir apartman dairesinde bekliyordum
ben ki beklemeyi sevmem
beklemek benim için bir azap olduğuna göre
beni gazaba getirir
tramvay ihtiyarı duraklarında bekleye bekleye
ihtiyarlamış bir komünist olarak
gitardan çıkan tın sesleri
beni yeniden adam edecektir
havada havva olan bir adem
ve yaklaşırken bütün güzellikleri baharla birlikte
arkadaşlarım olan cazcılar
elbette bulacaklar bir acıbadem
ve biz yaşamayı yeniden kuracağız
bu zıkkım denilen ritim
ve stringtin
hepimiz yaşamaktaki inkılap içinde değiliz
yaşasın cazın getirdiği devrim.
.
Can Yücel
çiçekler çarpık açıyorlar
ampuller eğriydi
merdivenlerden çıkamıyordum
tavan basıktı
sifon işlemiyordu
sıçamıyordum
işeyemiyordum
bir ölü militan baharı
bir apartman dairesinde bekliyordum
ben ki beklemeyi sevmem
beklemek benim için bir azap olduğuna göre
beni gazaba getirir
tramvay ihtiyarı duraklarında bekleye bekleye
ihtiyarlamış bir komünist olarak
gitardan çıkan tın sesleri
beni yeniden adam edecektir
havada havva olan bir adem
ve yaklaşırken bütün güzellikleri baharla birlikte
arkadaşlarım olan cazcılar
elbette bulacaklar bir acıbadem
ve biz yaşamayı yeniden kuracağız
bu zıkkım denilen ritim
ve stringtin
hepimiz yaşamaktaki inkılap içinde değiliz
yaşasın cazın getirdiği devrim.
.
Can Yücel
Yaz Geldi
Dutlar düşüyor pıtır pıtır
Memet Topçu'nun traktör gökgürültüsüyle
Yaz geldi paldır küldür
Yunus Emre indi
Suya havaya toprağa
Kulak'ın köpeği Demokrat
Yol üstüne yatmış soluyor,
Işık değişti
Işığın yolları değişti
Gölgeler ışığa çaldı
İçinde sarmanlar dolaşıyor
Böyle bir akşamüstü
Hiç ölmek istemezdim...
.
Can Yücel
Memet Topçu'nun traktör gökgürültüsüyle
Yaz geldi paldır küldür
Yunus Emre indi
Suya havaya toprağa
Kulak'ın köpeği Demokrat
Yol üstüne yatmış soluyor,
Işık değişti
Işığın yolları değişti
Gölgeler ışığa çaldı
İçinde sarmanlar dolaşıyor
Böyle bir akşamüstü
Hiç ölmek istemezdim...
.
Can Yücel
Yorgunluk
Kuşlar vardır, cana benzer havalarda:
Soguksa kar, baharsa yaprak;
Bir başına büyür toprakta ömrümüz,
Güneşle yeşil elleriyle çıplak;
-Uslu ayaklarla başlamış yolculuk-
Yürünmez öyle, bazen durulur,
Ve iner erenler katına yorgunluk;
Kapanır sükun üzre kitaplar.
Nefeslerle sürüp giden yaşamamız
Bir su kenarına gelir durur;
Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;
Yürünmez öyle hep, bazen susulur.
.
Can Yücel
.
Soguksa kar, baharsa yaprak;
Bir başına büyür toprakta ömrümüz,
Güneşle yeşil elleriyle çıplak;
-Uslu ayaklarla başlamış yolculuk-
Yürünmez öyle, bazen durulur,
Ve iner erenler katına yorgunluk;
Kapanır sükun üzre kitaplar.
Nefeslerle sürüp giden yaşamamız
Bir su kenarına gelir durur;
Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;
Yürünmez öyle hep, bazen susulur.
.
Can Yücel
.
Yangın Var
Asli mi? Belki.
Odalik mi? Asla!
Ne Matisse'den ne de Ciragan Sarayindan!
Bir sobaydi allah tarafindan o deli hatun
Upuzun saclariyla bir demir-dokum...
Yaktikca kendini nefsinle nefesimle
Yandikca dusistandan dusurdugum odun
Isinirdi oda, isinirdi ev, isinirdi acun
O da, ben de, yanyana ve yana yana
Seviserek olmeyi ogrendik sonunda
Ondan simdi boyle ortalik duman
Baksana baharlar yagiyor ustumuze agaclardan
Asli varsa onun
Ki kerem edin ki var
O sobaysa
Ben de ona yanginim yangin
.
Can Yücel
Odalik mi? Asla!
Ne Matisse'den ne de Ciragan Sarayindan!
Bir sobaydi allah tarafindan o deli hatun
Upuzun saclariyla bir demir-dokum...
Yaktikca kendini nefsinle nefesimle
Yandikca dusistandan dusurdugum odun
Isinirdi oda, isinirdi ev, isinirdi acun
O da, ben de, yanyana ve yana yana
Seviserek olmeyi ogrendik sonunda
Ondan simdi boyle ortalik duman
Baksana baharlar yagiyor ustumuze agaclardan
Asli varsa onun
Ki kerem edin ki var
O sobaysa
Ben de ona yanginim yangin
.
Can Yücel
Ya'u
Elektrikler sondu dun gece,
Zorbela toplayip satrancin taslarini
M E C B U R E N yattik
Simsiyah kediler gibi dolasiyor kogusta
Uyuyan dostlarin nefesleri.
D O L A S S I N L A R azicik !
Tam ben de eve dogru aciliyordum
Sipirdatmadan hic kurekleri,
Yanmaz mi o tepemdeki yuz mumluk isik!
Bir kurek mahkumunu Bogazda sandal sefasina
Haklilar, birakmazlar tabii ama...
Ya'u ne guzel seymis meger K A R A N L I K !
.
Can Yücel
Zorbela toplayip satrancin taslarini
M E C B U R E N yattik
Simsiyah kediler gibi dolasiyor kogusta
Uyuyan dostlarin nefesleri.
D O L A S S I N L A R azicik !
Tam ben de eve dogru aciliyordum
Sipirdatmadan hic kurekleri,
Yanmaz mi o tepemdeki yuz mumluk isik!
Bir kurek mahkumunu Bogazda sandal sefasina
Haklilar, birakmazlar tabii ama...
Ya'u ne guzel seymis meger K A R A N L I K !
.
Can Yücel
Üzere
Diyelimki yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşalırcasına yağıyor mübarek,
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
Işte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi dibe dalayım diyorsun
İçine çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Ben varım
.
Can Yücel
Bardaktan boşalırcasına yağıyor mübarek,
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
Işte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi dibe dalayım diyorsun
İçine çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Ben varım
.
Can Yücel
Üç nal lokantasından
Bu cehennemi sıcaktan kurtulmak için
Sırtımı, omuzlarımı yüzen
Ne bir esinti bekliyorum yaprakları uçarısıya,
Ne de bir yaz yağmuru bardaktan boşanırcasına
İhtiyacım benim başka bir sıcak
Teninin sıcaklığı senin
Yelelerimden sağrıma inen ter damlalarıyla
Koşturacak beni menzilinden menziline
Dört ayak, üç nal
(Güle Güle Seslerin Sessizliği)
.
Can Yücel
Sırtımı, omuzlarımı yüzen
Ne bir esinti bekliyorum yaprakları uçarısıya,
Ne de bir yaz yağmuru bardaktan boşanırcasına
İhtiyacım benim başka bir sıcak
Teninin sıcaklığı senin
Yelelerimden sağrıma inen ter damlalarıyla
Koşturacak beni menzilinden menziline
Dört ayak, üç nal
(Güle Güle Seslerin Sessizliği)
.
Can Yücel
Uyumayan Umut
Uyumayan bir yatak...
İçine uyuyanlardan önce
Tut ki uyandı bulut...
Ve sonra koynunda uyuyanlar
Çifşeşmeye başlayınca,
Havalarda oluşan bebek
Düşün artık ne kadar
Tayyareci olacak! ...
Büyüyünce atmaz diğ`mi bu çocuk
Şiirlerin üstüne atom bombalarını? ..
.
Can Yücel
İçine uyuyanlardan önce
Tut ki uyandı bulut...
Ve sonra koynunda uyuyanlar
Çifşeşmeye başlayınca,
Havalarda oluşan bebek
Düşün artık ne kadar
Tayyareci olacak! ...
Büyüyünce atmaz diğ`mi bu çocuk
Şiirlerin üstüne atom bombalarını? ..
.
Can Yücel
Ukte
Dünyamın güzeli martılar
Sizden nasıl da yok yere korkmuşum
Kaşık Ada'nın orda!
Dalın üstüme dalın
Vurun beni, urun
Denizanası kokan gagalarınızla!
Ah sizden ben nasıl da yok yere korkmuşum!
Bilmiyordum ki çünkü
Ben hem balığım hem kuşum
Ben ama hala anlayamıyorum ki
Bunca zaman niye sizden ayrı oturmuşum
.
Can Yücel
.
Sizden nasıl da yok yere korkmuşum
Kaşık Ada'nın orda!
Dalın üstüme dalın
Vurun beni, urun
Denizanası kokan gagalarınızla!
Ah sizden ben nasıl da yok yere korkmuşum!
Bilmiyordum ki çünkü
Ben hem balığım hem kuşum
Ben ama hala anlayamıyorum ki
Bunca zaman niye sizden ayrı oturmuşum
.
Can Yücel
.
Türkiyat Vapuru
Yanasmadan once dagildi iskeleye
Once karinesi, sonra sintinesi
Derken alt-vasat-ve ust guvertesi
Bas ust-vasat-alt
Ardindan kic ust-vasat-alt yolculari
Dagildilar bir mechul semte
Kirlangiclarleyin ellerinde filileri, cantalari
Kimisi dargin eski cifteciler
Dagildilar kirlangiclarleyin bir mechule
Deniz su dokuyor arkalarindan
Haydan gelip huya giden cumlelere
Kaptan kosku yuzuyor dalgalarin ustunde
Sakuli bir bok gibi
Kaptani tayfasiyla
.
Can Yücel
Once karinesi, sonra sintinesi
Derken alt-vasat-ve ust guvertesi
Bas ust-vasat-alt
Ardindan kic ust-vasat-alt yolculari
Dagildilar bir mechul semte
Kirlangiclarleyin ellerinde filileri, cantalari
Kimisi dargin eski cifteciler
Dagildilar kirlangiclarleyin bir mechule
Deniz su dokuyor arkalarindan
Haydan gelip huya giden cumlelere
Kaptan kosku yuzuyor dalgalarin ustunde
Sakuli bir bok gibi
Kaptani tayfasiyla
.
Can Yücel
Tövbe
Dayak cennetten çıkmışmış
Öyleyse eğer önlem almak gerekir
Bir daha düşmemek için cennete
Burda yediğimiz dayak yeter
.
Can Yücel
Öyleyse eğer önlem almak gerekir
Bir daha düşmemek için cennete
Burda yediğimiz dayak yeter
.
Can Yücel
Tavşan Kanı
Senden önce bir Rum papazdım
Sakallarıyla bir eski korudan
Meryem dağlarını ünledim miydi
Keçiler şaşırırdı yolunu
Allah için ben insan değildim
Ellerin olmasa okşamasaydın beni
Kim diye bakardın bu kara bulut
Cehennemin ucundan gölgesi
Kendi elinle kazdığın kuyuya
Aşk ufacık bir taş atmaktır
Gürültüsü büyüyünce sessizliğin
Marifet yosunlar gibi susmaktır
Fıkara bir midyeden başlayan deniz
Nasıl da büyüdü mavi oldu
Oturmuş yere hanım hanımcık
Ölümün ayaklarını yıkıyor
Güneş batarken getirdiğin çay
Marmaradan daha yavaş soğurdu
Göz göze geldikçe düşünürdüm de
Hep akşamla boyasınlar sandalları
Biz uslu sevgilerin türbesiydik
Her gece uyanan mezar taşlarıyla
Öyle çoğalırdı ki tavşanlarımız
Yaşayan kalmayacaktı nerdeyse
.
Can Yücel
Sakallarıyla bir eski korudan
Meryem dağlarını ünledim miydi
Keçiler şaşırırdı yolunu
Allah için ben insan değildim
Ellerin olmasa okşamasaydın beni
Kim diye bakardın bu kara bulut
Cehennemin ucundan gölgesi
Kendi elinle kazdığın kuyuya
Aşk ufacık bir taş atmaktır
Gürültüsü büyüyünce sessizliğin
Marifet yosunlar gibi susmaktır
Fıkara bir midyeden başlayan deniz
Nasıl da büyüdü mavi oldu
Oturmuş yere hanım hanımcık
Ölümün ayaklarını yıkıyor
Güneş batarken getirdiğin çay
Marmaradan daha yavaş soğurdu
Göz göze geldikçe düşünürdüm de
Hep akşamla boyasınlar sandalları
Biz uslu sevgilerin türbesiydik
Her gece uyanan mezar taşlarıyla
Öyle çoğalırdı ki tavşanlarımız
Yaşayan kalmayacaktı nerdeyse
.
Can Yücel
Takaza
Güneş zaptediyor gözlerini
Kar çiçeklerine belenmiş
Balarılarıyla
Döşeğin kara kışta
Bu tahtaboşa seren
Şaşkın şaire meheldir
.
Can Yücel
Kar çiçeklerine belenmiş
Balarılarıyla
Döşeğin kara kışta
Bu tahtaboşa seren
Şaşkın şaire meheldir
.
Can Yücel
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)