DELİKANLI;
Dünyayı sen yaratmadın
Ve bu var olan dünyaya gelişine de senin hiçbir şekilde müdahale edemeyeceğin bir gücün karar verdiğini bilmen için olağan üstü akıllı olmana gerek yok.
Sen düzeni kuralları belirlenmiş bir hayata gönderilmişsin. Dolayısıyla ya bu hayatı kuralları gereği yaşayacaksın yada kendi aklını bile içine alan önü ve arkası sıfır tesadüfler teorisinde varlığını koru maya çalışacaksın.
Aklı ,bedeni, ruhu ve dünyası tesadüflere bağlı olanların şansları kendilerine bırakılırken sana sesleniyorum; DELİKANLI;
Sen bir dünyasın
Kıyamet senin hayat sürecinde gelişir ve kıyamet seninle kopar.
İnsanlık seninle ağlar ve insanlık seninle güler.
Cennet ve cehennemi insanlığa sunan sensin.
DELİKANLI;
Dün senin için artık tarihtir.
Ama yarın bir gelecek ve o gelecek yine sensin
Sen insanlık için umudun ütopyası değil bilakis bu işin görevlisi ve sorumlususun.
Eğer bir yanda inananlara inançlarından dolayı çeşitli vesilelerle zulüm yapılıyorsa bu senin olmayışından senin yok sayılmandan kaynaklanır ki senin için bir zillettir.
DELİKANLI;
Sen yeryüzünde Allah’ın halifesisin. Sabır senin için zulme boyun eğmenin korkaklığın sığınağı değil adaletin kavgasında direniş kaynağıdır.
Kuran-i mücadele ve Kuran-i bir hayat senin keyfiyetine bırakılmamıştır.
Bir ibadet olarak seni yaratan tarafından sana emredilmiştir.
Bu emre isyan edecek kadar korkaklık cesaretinden bulunamazsın.
DELİKANLI;
Zulmün, fuhşun, kumarın, küfrün velhasıl Allaha isyanın olduğu biryerde sen yaratılmışlara ve o yaratılmışların kurallarına itaat edemezsin.
Seni yaratan senin o çok sevdiğin canını cennet karşılığı satın almıştır.
Dolayısıyla zulme sessiz kalarak kendini ve Ümmetin geleceğini tehlikeye atamazsın.
Kovulacaksın DELİKANLI sövülecek , dövüleceksin .
Öz vatanında sürgünü yaşayacaksın. Sevdanda ihanet acısını tadacak mukaddes davanda yorulanları ,çözülenleri göreceksin.Şu yalnızlık yok mu şu yalnızlık, gün gelir kahreder yalnızlık hissi
İşte DELİKANLI ;
Var olmanın anlamının başladığı noktadır ölüm sessizliğine isyan ettiğin gün direnişte tomurcuklanışın Ümmetin çiçeklenişidir.
Fırtınalar kopacak başında kurşun kurşun dolusu yiyeceksin karlı günlerin .Yağmur gelecek arkasından rahmet dediğimiz ve ilk bahar DELİKANLI ilkbahar
Meyvesini yiyeceksin mevsim mevsim
O sabırla direnip başını dik tuttuğu zorlu günlerin
ADİL AVAZ
Adil AVAZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adil AVAZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Eylül 2010 Cuma
20 Ağustos 2010 Cuma
3 Ağustos 2010 Salı
ŞAHİDİMSİN
Çoğu gitti,azı kaldı ömrümün
Duyduklarım,gördüklerim ve yaşadıklarımla geliyorum.
Sen şahidimdin,şahidimsin ve şahidim ol Allah’ım
Feryadına kulağımı tıkamadım hiçbir mazlumun.
Direnmesini bilenin kavgasına ortak oldum
.
Her umuda bir fidan dikip tomurcuklansın diye,
Tomurcuk damlalarla gözlerimi diktiğim öteler.
Ve beklerken ötelerden çiçeklerini geleceğin
Marifet direnmekmiş sabırda meğer.
Yaşarken bir ömrü başıma gelenler,
Ve başımın içindekiler.
Anladım.
Anladım neden kaldıramazmış dağlar, bu davayı meğer
Yoksa
Kolay mı dinlemek feryadını mazlumun, bir ömür boyu?
Kolay mı seyretmek uzaklardan Eritreyi, Moroyu?
Kendimi bildim bileli, insanlığın geleceği adına,
Boğuşup durdum,
Aynı dünyayı paylaştığım,vahşi demokratlarla.
Kimi atanmış, kimi zorba,kimi en büyük benim diyerek,
Sahnesinde raksındalar cumhuriyetin,
Zulümlerinde direnerek.
Karışmış birbirine
Kahkahaların en fahişi ve feryadın en acısı
Bu yaşam şeklidir işte, insanlığın sancısı.
Amerikan kolası,Yahudi marlborosu,birazda leblebi
Televizyonda Ebuğurayb, Filistin belgeseli.
…
Böylede kafa bulunur,transa geçilirmiş,damardan vurulmadan
Böylede oluyormuş,bir çeşit cihad ve bir nevi müslüman,
Bu izzetli,onurlu davayı birkaç kişi,
Ağlayıp sızlayarak taşıyacakmış,bu nasıl bir çelişki?
Velhasıl,
hangi taşın altına elimi soktuysam bir akrep çıktı.
Zehirleyip umutlarımı, geleceğimi ısırdı.
Ya Rab
Geliyorum sana,ellerimi açarak.
Geliyorum,kırılasıca elleri, Ebu leheblerle vuruşarak,
Ve geliyorum şahidim ol
Mukaddes davamı omzluyarak…
Adil Avaz
Duyduklarım,gördüklerim ve yaşadıklarımla geliyorum.
Sen şahidimdin,şahidimsin ve şahidim ol Allah’ım
Feryadına kulağımı tıkamadım hiçbir mazlumun.
Direnmesini bilenin kavgasına ortak oldum
.
Her umuda bir fidan dikip tomurcuklansın diye,
Tomurcuk damlalarla gözlerimi diktiğim öteler.
Ve beklerken ötelerden çiçeklerini geleceğin
Marifet direnmekmiş sabırda meğer.
Yaşarken bir ömrü başıma gelenler,
Ve başımın içindekiler.
Anladım.
Anladım neden kaldıramazmış dağlar, bu davayı meğer
Yoksa
Kolay mı dinlemek feryadını mazlumun, bir ömür boyu?
Kolay mı seyretmek uzaklardan Eritreyi, Moroyu?
Kendimi bildim bileli, insanlığın geleceği adına,
Boğuşup durdum,
Aynı dünyayı paylaştığım,vahşi demokratlarla.
Kimi atanmış, kimi zorba,kimi en büyük benim diyerek,
Sahnesinde raksındalar cumhuriyetin,
Zulümlerinde direnerek.
Karışmış birbirine
Kahkahaların en fahişi ve feryadın en acısı
Bu yaşam şeklidir işte, insanlığın sancısı.
Amerikan kolası,Yahudi marlborosu,birazda leblebi
Televizyonda Ebuğurayb, Filistin belgeseli.
…
Böylede kafa bulunur,transa geçilirmiş,damardan vurulmadan
Böylede oluyormuş,bir çeşit cihad ve bir nevi müslüman,
Bu izzetli,onurlu davayı birkaç kişi,
Ağlayıp sızlayarak taşıyacakmış,bu nasıl bir çelişki?
Velhasıl,
hangi taşın altına elimi soktuysam bir akrep çıktı.
Zehirleyip umutlarımı, geleceğimi ısırdı.
Ya Rab
Geliyorum sana,ellerimi açarak.
Geliyorum,kırılasıca elleri, Ebu leheblerle vuruşarak,
Ve geliyorum şahidim ol
Mukaddes davamı omzluyarak…
Adil Avaz
27 Temmuz 2010 Salı
RÜZGÂR
İniltilerini duyuyorum
Dağların dar boğazlarından geçerken
Ve çığlıklarını yaprakların
Aralarından, bana doğru süzülürken
Bekliyorum seni
Okşamış taramışsındır
Koparmışsındır belki
Yıkayıp yağmurlarından gökyüzünün
Alıp getirmişsindir, ravza-i mutahharadan
Saçlarından sevdiğimin
Bir telini.
Gel bana deli rüzgar
O kara taşın türbanını öpte gel
Nur dağının tozundan
Hiranın güvercininden
Ve
Ve vakfenin avucundan
Zerre zerre alda gel.
Gazzedeki alinin
Ebu ğuraybden ayşemin
Guantanomoda kardeşimin
Seslerini alda gel.
Kaçak tütün dumanından
Hüküm giymiş türkülerden
Soğan kokan ağızlardan
Sakıncalı yobazlardan
Nefes nefes alda gel.
Zulme aykırı kalmış adam gibi adamlardan
Hele birde baş kaldırmış delikanlı duruşlardan
Fatihada eriyerek Arafatta duranlardan
Dualarına muhtacım duasını getir bana
…
Gel ey rüzgar gel
İhanetten oskarlı,fuhuştan altın ayılı ülkedeyim.
Sarayburnunda dimdik duran heykelin altındayım
Gel al beni
Götür gittğin yere
Dağıt parçalarımı
Özlediğim gibi, beni özleyenlere.
Filstinde yasinin Hindikuşta usamenin
Ve Basrada muhammedin
Yanlarına götür beni.
Dağa taşa çarpa çarpa
Sağı solu yıka yıka
Her uzvumu parça parça
Alıp kendine kat beni.
Tsunamide yıkanalım
Kathrinayı çatlatalım
Eğilmezleri yıkalım
Gel ey rüzgar götür beni.
Bedirdeki gibi usul usul sar ruhumu
Sarıp kurtar bedenimden asıl olan unsurumu
Sonra götür arslanların ceng ettiği meydanlara
Götür beni deli rüzgar
Götür hakka doğru duranlara.
Gel ey rüzgar getir bana
Ve
Gel ey rüzgar götür beni.
ADİL AVAZ
Dağların dar boğazlarından geçerken
Ve çığlıklarını yaprakların
Aralarından, bana doğru süzülürken
Bekliyorum seni
Okşamış taramışsındır
Koparmışsındır belki
Yıkayıp yağmurlarından gökyüzünün
Alıp getirmişsindir, ravza-i mutahharadan
Saçlarından sevdiğimin
Bir telini.
Gel bana deli rüzgar
O kara taşın türbanını öpte gel
Nur dağının tozundan
Hiranın güvercininden
Ve
Ve vakfenin avucundan
Zerre zerre alda gel.
Gazzedeki alinin
Ebu ğuraybden ayşemin
Guantanomoda kardeşimin
Seslerini alda gel.
Kaçak tütün dumanından
Hüküm giymiş türkülerden
Soğan kokan ağızlardan
Sakıncalı yobazlardan
Nefes nefes alda gel.
Zulme aykırı kalmış adam gibi adamlardan
Hele birde baş kaldırmış delikanlı duruşlardan
Fatihada eriyerek Arafatta duranlardan
Dualarına muhtacım duasını getir bana
…
Gel ey rüzgar gel
İhanetten oskarlı,fuhuştan altın ayılı ülkedeyim.
Sarayburnunda dimdik duran heykelin altındayım
Gel al beni
Götür gittğin yere
Dağıt parçalarımı
Özlediğim gibi, beni özleyenlere.
Filstinde yasinin Hindikuşta usamenin
Ve Basrada muhammedin
Yanlarına götür beni.
Dağa taşa çarpa çarpa
Sağı solu yıka yıka
Her uzvumu parça parça
Alıp kendine kat beni.
Tsunamide yıkanalım
Kathrinayı çatlatalım
Eğilmezleri yıkalım
Gel ey rüzgar götür beni.
Bedirdeki gibi usul usul sar ruhumu
Sarıp kurtar bedenimden asıl olan unsurumu
Sonra götür arslanların ceng ettiği meydanlara
Götür beni deli rüzgar
Götür hakka doğru duranlara.
Gel ey rüzgar getir bana
Ve
Gel ey rüzgar götür beni.
ADİL AVAZ
Etiketler:
Adil AVAZ,
EZGİ MARŞ VE İLAHİ SÖZLERİ
16 Temmuz 2010 Cuma
YAŞADIKÇA
Bazen bir kelime bile çoktur, bir ömrü anlatmaya
Bazen de bir ömür az gelir derdini anlatmaya
Haykırırsın ağlarsın çırpınırsın anlamazlar
Bırak ekmeğini, seninle insanlığı bile paylaşamazlar
.
Yaşadıkça gördüm, yıkılışını; küçük duvarların
Ve temelini gördüm; Global adlı büyük duvarın
Aradım tükendi dediler, insani tüm değerler
Genetik olan soysuzlukmuş, babadan oğla meğer
Yılan, çıyan, fitne, fesat vesair.
Üşüştüler üstümüze, ne varsa karanlığa dair
Yaşadıkça gördüm
Baba kucağında, vurmayın diye haykıran küçük çocuğu
Lakin nişan aldı ve vurdu, Cengâver o çocuğu
Ağalar ölçüp biçmiş, bizim kimliğimizi
Dilimizi, fikrimizi ve hatta dinimizi
Böyle konuşacaksın, şöyle düşüneceksin
Şunları yiyebilir, şunu giymeyeceksin.
Bir seremoni imiş, gördüğüm tüm gerçekler
Yaşadıkça yaşadıklarım evrimleşip gidecekler..
Kalabalıklar nutuklar, bombalar neler neler
Ve balansı bozulmuş töresel resmi geçitler.
Çatlasın diktatörler varmı bizim gibisi,
Ağa gibi, paşa gibi, en az üç yıldızlı bizdeki demokrasi .
Ama haberi olsun onu hiç mi hiç sevmedim.
Sevenlerinden bile nefret ettim.
Yaşadıkça gördüm…
Her şey tıkır tıkır,kitabına uygun ve bürokratik
Apolet mülkün temeli,
Hortumlar demokratik
Yaşadıkça, söylemesini dinledim yağmurun,
Ve onu kucaklayan toprağın;
Öğretisini anladım; hiçbir teknolojinin ulaşamadığı
Sıradan herhangi bir ağacın.
Halt etmiş insanın,tüm canavarlığına inat
Bir ahenk içinde, hayvani ve bitkisel hayat.
Yaşadıkça aldığım ders, vasiyetim olsun sana dinle
Tek ol, yalnız kal sürülere rağmen, ama boyun eğme
Boyun eğme oğlum, zalimse babana bile.
ADİL AVAZ
Etiketler:
Adil AVAZ,
EZGİ MARŞ VE İLAHİ SÖZLERİ
AŞKA DAİR
Yağan yağmurda, batan güneşte, kayan yıldızda
hep sen varsın
Kimi zaman çok uzaklarda,kimi zaman yanıbaşımdasın.
Parmaklıklar arkasında, gözlerimin ulaşabildiği en ıraklardakin nokta sen;
Döktüğü damladaki sensin
Beynimin filizlendiği çekirdek sen, verdiği meyve sensin
Bir ömür yaşadım: senden çok uzaklarda,
Öyle bir yaşadım ki seni: yaşadım,şah damarımda.
Bazen bir feryat getirdin,
Endonezya, Halepçe,Ausschwitz, Hiroşima’dan
Bazen bir kahkaha,
Beyaz saray, Vatikan, Kudüs, Riyad’tan.
Sen kalbim kadar bana ait, benim özelim,
Sen bendeki bendende güzel, ey güzeller güzelim.
Seni Zebur, Tevrat, İncil anlattı
Ve seni Kuran bana doya doya haykırdı
.
Delilik kaç para ki sende çıldırmak varken.
Yaşamak mı, satmışım anasını,sende dirilmek varken.
Aramak ve bulmak,İbrahim’cesine,Güzeller güzelini,
Sevmek ne haddime,
Seni seveni sevmek yeter;
Yemenli Veysel gibi.
.
Halt etmiş kelimelerdeki mana; sana aşkıma dair.
Bir iz düşümüdür ömrüm;
Sana doğmak, sana ölmek, Sende dirilmek vesair.
.
Suların tırmanışını gördüm, taa köklerinden dallarına ağaçların,
Ve seni düşünmek o an!
Ne mutluluk; göbeğinde bile bu kadar olumsuzlukların
.
Düşünürken seni,
Bir ilkbahar esintisi,
Sarar bütün bedenimi,
Güllerin kokusunu duyarım, oradaki Mekke den.
Seni düşünürken, Göz kırpar birileri.
Taa yıldızların ötesinden.
Hayat gülümser bana, hiç derdim yokmuş gibi
Gülümser şehit bana,
Seni düşünürken, sana ölmek için
Yaşamak inadın
ADİL AVAZ
hep sen varsın
Kimi zaman çok uzaklarda,kimi zaman yanıbaşımdasın.
Parmaklıklar arkasında, gözlerimin ulaşabildiği en ıraklardakin nokta sen;
Döktüğü damladaki sensin
Beynimin filizlendiği çekirdek sen, verdiği meyve sensin
Bir ömür yaşadım: senden çok uzaklarda,
Öyle bir yaşadım ki seni: yaşadım,şah damarımda.
Bazen bir feryat getirdin,
Endonezya, Halepçe,Ausschwitz, Hiroşima’dan
Bazen bir kahkaha,
Beyaz saray, Vatikan, Kudüs, Riyad’tan.
Sen kalbim kadar bana ait, benim özelim,
Sen bendeki bendende güzel, ey güzeller güzelim.
Seni Zebur, Tevrat, İncil anlattı
Ve seni Kuran bana doya doya haykırdı
.
Delilik kaç para ki sende çıldırmak varken.
Yaşamak mı, satmışım anasını,sende dirilmek varken.
Aramak ve bulmak,İbrahim’cesine,Güzeller güzelini,
Sevmek ne haddime,
Seni seveni sevmek yeter;
Yemenli Veysel gibi.
.
Halt etmiş kelimelerdeki mana; sana aşkıma dair.
Bir iz düşümüdür ömrüm;
Sana doğmak, sana ölmek, Sende dirilmek vesair.
.
Suların tırmanışını gördüm, taa köklerinden dallarına ağaçların,
Ve seni düşünmek o an!
Ne mutluluk; göbeğinde bile bu kadar olumsuzlukların
.
Düşünürken seni,
Bir ilkbahar esintisi,
Sarar bütün bedenimi,
Güllerin kokusunu duyarım, oradaki Mekke den.
Seni düşünürken, Göz kırpar birileri.
Taa yıldızların ötesinden.
Hayat gülümser bana, hiç derdim yokmuş gibi
Gülümser şehit bana,
Seni düşünürken, sana ölmek için
Yaşamak inadın
ADİL AVAZ
Etiketler:
Adil AVAZ,
EZGİ MARŞ VE İLAHİ SÖZLERİ
10 Temmuz 2010 Cumartesi
AH ŞU ÜLKEM
Salon oğlanları, kamusal alan efeleri, tesettürlü mankenleri,vsaire vesaire.
Akılları tozlanmış, ahlakı kirlenmiş edebiyatı arsız,muhabbeti bol koduğumlu bir canlı türü, öylesine.
Doğurduklarını temiz toplum adına kurbanlık verme yerine;
fuhuş, kapkaç, hırsızlık, gibi sanat dallarına yönlendirip;
hazırlamak geleceğe..
Helal ve haramların değer ölçüsü ...........kçülük;
adeta fuhuşun tesettürü, kabadayının tesbihi, soyguncunun ibadeti
darbecinin cihadı ve toplumun zikri şeklinde tezahür ederken;
hakikatte ............k yok.
Var sayılan, sadece çülük
.
Maslahatı Ankara’dan,İdaresi ise İsrail direktifli medyadan olan ülkemin,
onursal sanatçısı Kekili, ulusal düşünürü Pamuk, divası homo,
başbakanı yüce divanlık!
TSE damgalı bu ürünler, toptan fiyatı bile,beş kuruş etmezken;
İhanetlerinin bedeli olarak;dışardan,Nobel ve Altınayı ile ödüllendirilirler.
Böyle bir toplumun zerzevatı; özgün yapılarını sergileme yerine
ateistleri hacı’yı ;müslümanları, şeytanı sahnelerler.
.
Kavramların ve asli görevlerin zıddıyla icra edildiği,
mangalda kül bırakmayan mücahidin yuhalamasından;
Allah’la kul arasında diyalogu sağlayan trafonun ajanlık suçlamasına kadar;
demokratik işkencesine, Resmi hakaretine ve kanunsal sürgününe maruz kaldığım ülkem.
Allah’ın ehsen-i takvim dediği insanın değer ölçülerine inad ile direndikçe,
İnad ile beni suçlayan halkım;
saldırın saldırabildiğince Cervantes çatlasın.
Haykırın ,irtica mürteci,gerici diye;
kelimelerin şahsında manaları utansın
.
Çantayı kaçırana kapkaç terörü
devleti hortumlayıp kaçıran patronlarına da;
saygın iş adamı diye manşetleyenler,
koltuk sevdası uğruna,
Siyonist derin devletin Anadolu’daki azgınlığına göz yumanlar;
saldırın üstüme sloganlar atarak;
saldırınız ağzınızdan Salyaları saçarak.
Sloganlar, söylemeler aç karnı doyurmuyor.
Ne türbanı kafaya, ne de kafayı türbana takmakla,çağdaş olunmuyor.
Bir millet, dini, dili, gelenekleriyle millet’tir.
Bunları değiştirip başkalarına benzetmek, asimilasyon demektir.
Havada kalır, özgürlük, kurtuluş, istiklal, falan filan.
hakikat ortada:
Bu millet Müslüman,ama topraklar kamusal alan.
Sağlık olsun yaşasın 30 ağustos yaşasın 23 Nisan
Yarın ayarlanır yine, bir tetikçi, bir suikast ve bir kurban
havalamaya başlarlar,
aynı adamlar ve aynı slogan
Gidiyormuş elden laiklikleri, Atatürkçülükleri filan.
Yalan!Elden giden;
hortumsal imparatorluklarını kurmuş,
ülkeyi sömüren,
birkaç kamusal ve kurumsal adam..
ADİL AVAZ
Etiketler:
Adil AVAZ,
EZGİ MARŞ VE İLAHİ SÖZLERİ
17 Haziran 2010 Perşembe
YİĞİDİM
Bak koçum, bak yiğidim:
Senin alnındaki çizgiler belirleyecek
Geleceğini ümmetin.
Sen ki sıcak yorganlara inat,
Kurşunları vücuduna seçtin.
Sevin umut adlı bebeğim,
Sevin hasretim, memleketim,
Ben göremesem de hani,
Sen mutlaka göreceksin.
Vururlar yiğidim, belki asarlar,
Siz alın davanın meş'alesini,
İhanet doludur, çileli yollar,
Bırakın düzenle özdeşleşeni.
BAş eğme yiğidim,
BaŞ eğme dört buçuk çağdaş devşirmeye,
Koltuklar, nutuklar bırak onların olsun.
Kıyameti yaşayan ben, sen ve bacımızdır bugün,
Bugün Bosna'da,bugün Anadolu'da, bugün bütün dünyada,
Düşünceleri sürgün adam, sana söylüyorum,
Bugün kıyameti yaşıyoruz.
Anlıyor musun, anlıyor musun yiğidim?
Kırın Şu esaret kelepçesini,
Özgürlük alevi ümmeti sarsın,
Arkadan gelenler direnişini,
Bayrağa işleyip burca çıkarsın.
Yazın memleketin duvarlarına,
Şeriat İslam'ın kendisi diye,
Haykırın elele, omuz omuza,
Bırakın döneni dönsün geriye.
Bir kor alev olmuş sevdamız,
Yakacaksa yaksın tut sarıl ellerinle,
Vurulsun ama eğilmesin boynun,
Eğilmesin yiğidim Müslüman düşmanı putperestlere.
ADİL AVAZ
Senin alnındaki çizgiler belirleyecek
Geleceğini ümmetin.
Sen ki sıcak yorganlara inat,
Kurşunları vücuduna seçtin.
Sevin umut adlı bebeğim,
Sevin hasretim, memleketim,
Ben göremesem de hani,
Sen mutlaka göreceksin.
Vururlar yiğidim, belki asarlar,
Siz alın davanın meş'alesini,
İhanet doludur, çileli yollar,
Bırakın düzenle özdeşleşeni.
BAş eğme yiğidim,
BaŞ eğme dört buçuk çağdaş devşirmeye,
Koltuklar, nutuklar bırak onların olsun.
Kıyameti yaşayan ben, sen ve bacımızdır bugün,
Bugün Bosna'da,bugün Anadolu'da, bugün bütün dünyada,
Düşünceleri sürgün adam, sana söylüyorum,
Bugün kıyameti yaşıyoruz.
Anlıyor musun, anlıyor musun yiğidim?
Kırın Şu esaret kelepçesini,
Özgürlük alevi ümmeti sarsın,
Arkadan gelenler direnişini,
Bayrağa işleyip burca çıkarsın.
Yazın memleketin duvarlarına,
Şeriat İslam'ın kendisi diye,
Haykırın elele, omuz omuza,
Bırakın döneni dönsün geriye.
Bir kor alev olmuş sevdamız,
Yakacaksa yaksın tut sarıl ellerinle,
Vurulsun ama eğilmesin boynun,
Eğilmesin yiğidim Müslüman düşmanı putperestlere.
ADİL AVAZ
Etiketler:
Adil AVAZ,
EZGİ MARŞ VE İLAHİ SÖZLERİ
HALİÇTE GEZİYORDUK
Rüzgârların ıslığına dalgalar yetim tutmuş,
Martılar korosu Şarkılarını söylerken,
Dalgakıranlar bu eşsiz besteyi alkışlıyordu.
Belki o loş karanlığın ılık ürpertisiydi,
Belki de düşüncemin ağır yükü.
Ama yine de bende ki, gizem dolu bir titremeydi.
Böyle bir akşamüstü, haliçte geziyorduk,
Ahmet ben ve Mustafa, denizi dinliyorduk.
Yorumladık boğazın o iki yakasını,
Sonrada İstanbul'un dün ile yarınını.
Ve ihaneti örten sessiz karanlığını.
Biraz ötemizde elinde Şarabıyla geçmiş karşısına,
Anasından başlayıp bütün sülalesine heykelin,
Sövüp sayıyordu da, sarhoşluğuna verdik pezevengin.
Yani o Kasımpaşalı vapurcu Şairin.
Bıraktık onları muhabbetiyle başbaşa,
Yine düşüncesine daldık biz geleceğin.
O ıssız sokakların zifiri karanlığı,
Nasıl da parlıyordu ülkemin yıldızları.
Gece kapladı bizi, yıldızları gösterin.
Yürüdük üzerine, yürüdük karanlığın,
Yakaladık güneşi, ardından kızıllığın.
ADİL AVAZ
Martılar korosu Şarkılarını söylerken,
Dalgakıranlar bu eşsiz besteyi alkışlıyordu.
Belki o loş karanlığın ılık ürpertisiydi,
Belki de düşüncemin ağır yükü.
Ama yine de bende ki, gizem dolu bir titremeydi.
Böyle bir akşamüstü, haliçte geziyorduk,
Ahmet ben ve Mustafa, denizi dinliyorduk.
Yorumladık boğazın o iki yakasını,
Sonrada İstanbul'un dün ile yarınını.
Ve ihaneti örten sessiz karanlığını.
Biraz ötemizde elinde Şarabıyla geçmiş karşısına,
Anasından başlayıp bütün sülalesine heykelin,
Sövüp sayıyordu da, sarhoşluğuna verdik pezevengin.
Yani o Kasımpaşalı vapurcu Şairin.
Bıraktık onları muhabbetiyle başbaşa,
Yine düşüncesine daldık biz geleceğin.
O ıssız sokakların zifiri karanlığı,
Nasıl da parlıyordu ülkemin yıldızları.
Gece kapladı bizi, yıldızları gösterin.
Yürüdük üzerine, yürüdük karanlığın,
Yakaladık güneşi, ardından kızıllığın.
ADİL AVAZ
Etiketler:
Adil AVAZ,
Behçet NECATİGİL,
EZGİ MARŞ VE İLAHİ SÖZLERİ
3 Haziran 2010 Perşembe
MEYDAN OKUYORUM
Selam sizlere umut gençliği,
Er meydanının akıncıları,
Açın kolları ebede doğru,
Millete doğru ülkeme doğru.
Meydan okuyoruz er meydanında,
Kavgadan idam, fikirden idam,
Kimine yatak, kimine kuytu,
Uhde milleti kavgaya doğru.
Er meydanının akıncıları,
Açın kolları ebede doğru,
Millete doğru ülkeme doğru.
Meydan okuyoruz er meydanında,
Kavgadan idam, fikirden idam,
Kimine yatak, kimine kuytu,
Uhde milleti kavgaya doğru.
10 Mayıs 2010 Pazartesi
DELİKANLI
Dünyayı sen yaratmadın
Ve bu var olan dünyaya gelişine de senin hiçbir şekilde müdahale edemeyeceğin bir gücün karar verdiğini bilmen için olağan üstü akıllı olmana gerek yok.
Sen düzeni kuralları belirlenmiş bir hayata gönderilmişsin. Dolayısıyla ya bu hayatı kuralları gereği yaşayacaksın yada kendi aklını bile içine alan önü ve arkası sıfır tesadüfler teorisinde varlığını koru maya çalışacaksın.
Aklı ,bedeni, ruhu ve dünyası tesadüflere bağlı olanların şansları kendilerine bırakılırken sana sesleniyorum;
DELİKANLI;
Ve bu var olan dünyaya gelişine de senin hiçbir şekilde müdahale edemeyeceğin bir gücün karar verdiğini bilmen için olağan üstü akıllı olmana gerek yok.
Sen düzeni kuralları belirlenmiş bir hayata gönderilmişsin. Dolayısıyla ya bu hayatı kuralları gereği yaşayacaksın yada kendi aklını bile içine alan önü ve arkası sıfır tesadüfler teorisinde varlığını koru maya çalışacaksın.
Aklı ,bedeni, ruhu ve dünyası tesadüflere bağlı olanların şansları kendilerine bırakılırken sana sesleniyorum;
DELİKANLI;
Etiketler:
Adil AVAZ,
DELİKANLI,
EZGİ MARŞ VE İLAHİ SÖZLERİ
30 Nisan 2010 Cuma
RAHMET
Toprağına sevgiden bir çadır açtık
İpini koparan, saldırdı durdu.
Sırtladık otağı yollara düştük
Yollarda irtica tufanı koptu.
Her bahar zamanı, cemre vaktinde
Çiğnendi, virana döndü tarlamız
Rahman'a sığındık bin bir secdede
Secdeden iplere gitti başımız.
Bazen seherlerde ateşe daldık
Hama'da kumlar yıkadı bizi
Kimi daha bebek, kimi kadındık
Mora'da topluca gömdüler bizi.
Ölümü sundular türlü şekilde
Yaftada İslamı yazanı seçtik
Meydana çağrıldık, güya fikirde
Fikir ki, cellâtta bir yağlı ilmik.
Hanemiz basıldı evden kovulduk
Kırıldı kolumuz öz yurdumuzda
Zincirli Aksa'ya suçunu sorduk
Dedi ki: Dosyamız Ayasofya'da.
Ha bugün, ha yarın diye dayandık.
Sabıra sığındık uzun yollarda
Tekbir'e dayanıp O'na yalvardık
Etiyopya, Filipin, Afganistan'da.
Taşıdık omuzda nurlu davayı
Alevler içinde Hakk'a yürüdük
Filistin elinde Fatma bacıyı
Bombalar içinde kurban eyledik.
Kardeşim Bilâl'in yattığı çölde
Duvaklar sahipsiz, başlar bedensiz,
Şeyhmus'un öldüğü köhne hücrede
Allah'a uzanan canlar perdesiz.
Sen hey gidi dünya, Allah'ın mülkü
Bir demet çiçeğin bahçesi yok mu?
Kulaktan kulağa söylenen türkü
Seni meydanlarda haykıran yok mu?
Yanık ezgilerle sulandı kürsü
Nerde o yiğidim Bediüzzaman.
Mabedler yolduran insan ölüsü
Kavgada ufacık, lafta kocaman.
Beyaz kefenine İslâm yazılan
Nice yiğit gördük dar ağacında
Şeyh Sait adıyla kalbe kazılan
Kavgayı yaşadık er meydanında.
Kalleşçe bir tetik, bir deli kurşun
Yıkıldı yerlere Hasan El Benna
Söylenmez yiğidim, saklanır suçum
Ve suç filizlenir hep inadına.
Güneşe uzanan ip gibi yolda
Sabrımıza inat zafer ağlıyor.
Türbeler diyarı anayurdumda
Devrim çocukları, baba arıyor.
Ah şu bölük pörçük mübarek ümmet
Kaldırın elleri dua edelim.
Zehirden yaşları yutkunan ümmet
Gelin hep beraber âmin diyelim.
Ya Rabbim doğmamış bebekler için
Örtüsü yırtılan Ayşeler için
Kudüs'ün o ufak taşları için
Rahmet diliyoruz, Ya Rabbim rahmet...
ADİL AVAZ
İpini koparan, saldırdı durdu.
Sırtladık otağı yollara düştük
Yollarda irtica tufanı koptu.
Her bahar zamanı, cemre vaktinde
Çiğnendi, virana döndü tarlamız
Rahman'a sığındık bin bir secdede
Secdeden iplere gitti başımız.
Bazen seherlerde ateşe daldık
Hama'da kumlar yıkadı bizi
Kimi daha bebek, kimi kadındık
Mora'da topluca gömdüler bizi.
Ölümü sundular türlü şekilde
Yaftada İslamı yazanı seçtik
Meydana çağrıldık, güya fikirde
Fikir ki, cellâtta bir yağlı ilmik.
Hanemiz basıldı evden kovulduk
Kırıldı kolumuz öz yurdumuzda
Zincirli Aksa'ya suçunu sorduk
Dedi ki: Dosyamız Ayasofya'da.
Ha bugün, ha yarın diye dayandık.
Sabıra sığındık uzun yollarda
Tekbir'e dayanıp O'na yalvardık
Etiyopya, Filipin, Afganistan'da.
Taşıdık omuzda nurlu davayı
Alevler içinde Hakk'a yürüdük
Filistin elinde Fatma bacıyı
Bombalar içinde kurban eyledik.
Kardeşim Bilâl'in yattığı çölde
Duvaklar sahipsiz, başlar bedensiz,
Şeyhmus'un öldüğü köhne hücrede
Allah'a uzanan canlar perdesiz.
Sen hey gidi dünya, Allah'ın mülkü
Bir demet çiçeğin bahçesi yok mu?
Kulaktan kulağa söylenen türkü
Seni meydanlarda haykıran yok mu?
Yanık ezgilerle sulandı kürsü
Nerde o yiğidim Bediüzzaman.
Mabedler yolduran insan ölüsü
Kavgada ufacık, lafta kocaman.
Beyaz kefenine İslâm yazılan
Nice yiğit gördük dar ağacında
Şeyh Sait adıyla kalbe kazılan
Kavgayı yaşadık er meydanında.
Kalleşçe bir tetik, bir deli kurşun
Yıkıldı yerlere Hasan El Benna
Söylenmez yiğidim, saklanır suçum
Ve suç filizlenir hep inadına.
Güneşe uzanan ip gibi yolda
Sabrımıza inat zafer ağlıyor.
Türbeler diyarı anayurdumda
Devrim çocukları, baba arıyor.
Ah şu bölük pörçük mübarek ümmet
Kaldırın elleri dua edelim.
Zehirden yaşları yutkunan ümmet
Gelin hep beraber âmin diyelim.
Ya Rabbim doğmamış bebekler için
Örtüsü yırtılan Ayşeler için
Kudüs'ün o ufak taşları için
Rahmet diliyoruz, Ya Rabbim rahmet...
ADİL AVAZ
31 Mart 2010 Çarşamba
EĞİLMESİN ŞU BAŞIMIZ
Eğilmesin şu başımız
Güneşe bir adım kaldı
Deli gibi nice yiğit
Karanlığa başkaldırdı
Dalgalanır yeşil sevdam
Kızıllığında şafağın
Ayaklanır mazlum ümmet
Türküsüyle inkılabın
Güneşe bir adım kaldı
Deli gibi nice yiğit
Karanlığa başkaldırdı
Dalgalanır yeşil sevdam
Kızıllığında şafağın
Ayaklanır mazlum ümmet
Türküsüyle inkılabın
29 Mart 2010 Pazartesi
ALIŞAMADIM
Deniz mavisi gözlüm, altın sarısı saçlım
Sana hislerim var anlatamadığım
Sana söyleyeceklerim var haykıramadığım
Kızacaksın yine ama, sana alışamadım.
Alışmış gibi göründüm, daha doğrusu kerhen alıştım.
İhanet dediler, senden ayrı olmaya
Ben de ayrılmadım, takiyye yaptım
Ve seni deniz mavisi gözlüm, altın sarısı saçlım
Seni temayüllere göre sevdim
Hayatımın hiçbir noktasında beni ilgilendirmedin
Sen peşime düştün
Yakamda en megadeterjanlara inat
Direndim, direndim...
Sana hislerim var anlatamadığım
Sana söyleyeceklerim var haykıramadığım
Kızacaksın yine ama, sana alışamadım.
Alışmış gibi göründüm, daha doğrusu kerhen alıştım.
İhanet dediler, senden ayrı olmaya
Ben de ayrılmadım, takiyye yaptım
Ve seni deniz mavisi gözlüm, altın sarısı saçlım
Seni temayüllere göre sevdim
Hayatımın hiçbir noktasında beni ilgilendirmedin
Sen peşime düştün
Yakamda en megadeterjanlara inat
Direndim, direndim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)