Arif ALTUNBAŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arif ALTUNBAŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Haziran 2010 Çarşamba

Zalim Sultana

Zulmün ve işgencen hız verir bana
Gece baskınların vız gelir bana
Bilirim tek suçum vahye sarılmak
Yusufum zindanlar haz verir bana

Yüreğimde bir avuç kor

Mehmet Akif İnan Hocam‘a

Beni benden alan yar, yangınlara salan yar
Yar başlarında tutup, yare yar eden yar
Ey yar, sen ey yar,
Sanma uzaklardayım aramızda dağlar var
Gemileri yaksamda geçse de bunca yıllar
Yüreğimde bir avuç kor
Ve ölümsüz kavgamız koparır fırtınalar

Yusuf gibi

Köle gibi satıldığımı gördüm
Yuvarlak masaların girdablarında
Harac mezat öldüm fiyatlarına
Pariste Londrada Lozan pazarlarında

Boynumda halka idi despot bir düzen
Esirlerle birlikteydim arenalarda
Özgürlük bir elma şekeri gibi dilimde
Eridi buharlaştı kar gibi yüreğimde

Yolumuz

Hakikat yolunda dimdik bir başla
Allaha gider yolumuz bizim
Hak yolunda verdiğimiz savaşla
Her yere ulaşır kolumuz bizim

Kesilsekte lime lime makasla
Zalime karşıdır ölümüz bizim
Doğrular eğriyle uyuşmaz asla
Hakikate gider yolumuz bizim

Yirmisekiz Kurşun

Gitmeseydin gitmeseydin
İt kapısın itmeseydin
Çürük meyvanın peşinden
Yar deyipte gitmeseydin

Dağlara çıksaydın gülüm
Bulmazdı orada ölüm
Vurulduğunu duyunca
Kırıldı kanadım kolum

Yelkenli

Uzaklardan yelkenli ile gelir
Bana sahillerden ulaşan sancı
Hasretin denizlerinden beslenir
Içimden atamadığım yabancı

Dokunur derin gözlerin kanıma
Gülüşün gönlümün yaseminleri
Bir gemi ki sığınır limanıma
Yüreğinde Nişabur bahçeleri

Yar Benim

Kuşlar gibi rüzgarlarla yarıştım
Irmak oldum denizlere karıştım
Nefsim olan düsmanımla barıştım
Bu dünyada yerim yurdum var benim

Insanları sınıflara bölmedim
Doğru olan yoldan asla dönmedim
Kalleşlerce vuruldum da ölmedim
Biliyorum mücadelem zor benim

Yalnız Savaşcı

Bir işgal ülkesine girdim şiirim ile
Öfke ile yuğrulan kurşun gibi bir dille

Tak tak yürüyorum sessizliği bozarak
Yüreğimdeki aşk elimde kalemimle

Başım dimdik anlım ak fermanımsa boynunda
Yalnız müslüman olmak ruhumla bedenimle

Yabancı

Yabancılar yabancısıyım ükemde
Ben bu ülkeyim ülkem benim içimde

Tutsaklar tutsağıyım zindanlarda
Ben bu zindanım zindan benim içimde

Esirler esiriyim arenalarda
Ben bu arenayım arenalar benim içimde

Yaban Gülü

Aklımdan çıkmıyor hatıraların
Gölgeniz görünür rüyalarımda
Beklerim ha bugün ha belki yarın
Gelirsin diyerek hülyalarımda

Ömrümün baharı geldi de geçti
Adın yazılıdır mısralarımda
Bu gönül her yerde hep seni seçti
Sen varsın sadece sevdalarımda

Ve Ebabil Kuşları

Benim kutlu ülkemin yoktur sınır taşları
Diriliş çığlığıdır gönlümün susuşları

Hakikattir yeşeren yolumun üzerinde
Gül operasının gül kokulu sunuşları

Kelam kulelerinde savaş meydanlarında
Adam gibi dimdiktir kalemin duruşları

8 Haziran 2010 Salı

Üşüyorum Bu Gece

Bir yıldız kaydı gökten
Hançer yedim yürekten
Emir yüksekten gelmiş
Kalbim söküldü kökten

Sensin dilimde hece
Ağlıyorum gizlice
Bırakma ellerimi
Gitme sakın sessizce

Ürkek ceylan

Ceylan yükseklerde gezer
Vadiyi zirveden süzer
Onurlu bir hayat için
Bulutlar üstünde yüzer

Ceylan dağların maralı
Bahtı ezelden karalı
Başı dertten hiç kurtulmaz
Gönlü zaten hep yaralı

Telli Turnam

Yeşil başlı telli turnam uçar gider göle karşı
Yarasından kanlarını saçar gider yele karşı

Uçma turnam uçma turnam şaşı bakan ele karşı
Tek başına yüzülmez ki azgın akan sele karşı

Aman aşık olma sakın vefasız bir güle karşı
Gönlünü kaptırma asla dikenli bir dile karşı

Şamil Fırtınası

Doğ ey güneş doğ artık üstümüze doğudan
Bunca zulüm, katliam ve işgallerden sonra
Kır ellerimizdeki paslanmış zincirleri
İnanç ve imanımızla dalgalansın kafkasların bağrında
Özgür bir bayrak gibi yankılansın kavgamız
Çeçenistan dağlarında

Şahadet burçlarında

Zulmün önümüze dağlar gibi diktiği
Virüs gibi ürettiği gecelerin üstüne
Elbet bir gün güneşimiz doğacak
Ama önce biz
Aydınlık savaşımızın faturasını
Kana kan dişe diş ödemeliyiz

Susarak konuşmak

Bu yasaklar ülkesinde
Ne susabildim gönlümce
Ne de konuşabildim ben
Durumumuz bir bilmece

Itler ürür baykuşlar öter
Önümde her hece hece
Sadece ben Allah derim
Ve yürürüm gündüz gece

Sor Beni

Aradım seni ben hep diyar diyar
Görüyorlar yokluğunda hor beni
Dağa değil saçlarıma yağdı kar
Geri dön de tarihime sor beni

Sensizlik içimde kanayan yara
Yakıp durur içimdeki kor beni
Güneşi kaybettim her yer kapkara
Kan ağlayan yüreğime sor beni

Son Gemi

Nasıl nerede ne zaman
Uyanılır bilinmez bu rüyadan
Çıkılır geri dönüşsüz yola
Demir alınınca bu limandan

Bir kucak nefes gök sofrasından
Bir anlık zevk aşk fırtınasından
Hayat denilen bir damla sudur
Terk edilir sonunda bu limandan

Sığınma

Gönlümü yaslayıp en yüce doruklara
Gideceğim dağların başına gideceğim
Beyaz atlara binip sonsuz yolculuklara
Cıkarak bu dünyayı size terk edeceğim

Yanlızlık zindanımda bir tutsak olsam bile
Fısıldarım gizlice bütün hayallerimi
Özgürlüğe koşarım bıkıp yorulsam bile
Böylece atlatırım cinnetlik hallerimi