2 Mart 2010 Salı

KALDIRIMLAR (2)


Başını bir gayeye satmış kahraman gibi,
Etinle , kemiğinle , sokakların malısın !
Kurulup sitesine bir tahtaravan gibi ,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın !

Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarımız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş senin kafatasında.

İkinizinde ne eş ne arkadaşınız var;
Sükût gibi münzevi , çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da , hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yağız atlı süvari, koştur atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur,
Ne senin anladığın kadar kaldırımları...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder