18 Nisan 2010 Pazar

GÖÇMEN KUŞLAR

Hançerlenmiş çatal yürek iki baş
Başbaşa vermişler konuşmuyorlar
Yetimce gözlerden savruluyor yaş
Yağıyor dışarda içli içli kar
Çatal yürek hançerlenmiş bir çift baş

Bir kuş kör kafeste babasız kalır
Kavrulur bir serçe anasızlıktan
Ah gülmeyen gözler yollarda kalır
Dökülür yaşları vefasızlıktan
Bir kuş kör kafeste babasız kalır


Yataklar küf gibi zindan kokuyor
Küsmeler küsmeler ve barışmalar
Bir dost yüreğimde sevgi dokuyor
Ayrılık gözyaşı son sarışmalar
Yataklar küf gibi zindan kokuyor

Herkesle gülünür fakat çilelim
Ağlanmaz herkesle unutma bunu
Dostluk yemininin üstünde elim
Bölmez mi bölmez mi hasret uykunu?
Ve gülmek ki tokat tokat çilelim

Kadehler dolusu baldıran zehri
Gördün, göz kırpmadan nasıl içilir
Bilirsin haldaşım bu zalim şehri
Burda dirilere kefen biçilir
Korkusuz içilir baldıran zehri

Bak körpe ceylanlar nasıl vurulur
Zalim avcı gezer bizim bağlarda
Ceylanları vuran eller de kurur
Bir parça kırmızı kir kalır karda
Yavru ceylanlar bak nasıl vurulur

Hangi dost dikmişti şu tomurcuğu
Bağrımın içinde göğerip duran
Ey kara günlerin dertli çocuğu
Senin nabzın mıdır ranzamda vuran
Söyle kim dikmişti şu tomurcuğu

Ne açmaz gül imiş ah şu bahtımız
Ağarsa mı ola kıpkırmızı tan
Yad elde kuruldu payitahtımız
Hüzün sarayında bir garip sultan
Ne açmaz gül imiş ah şu bahtımız

Artık güneşler de kara doğuyor
Geçmiyor umudu vuran zamanlar
Hayat yıldırıyor hayat boğuyor
Bilmem kimin için çalıyor çanlar
Güneşler de artık kara doğuyor
Bu yağmur bu yağmur niçin yağar ki
Görmez mi bir çift göz suluyor yeri
Vurulanlara su sunma sâki
Kavrulsun garibin yansın yüreği
Bu yağmur bu yağmur niçin yağar ki

Her seher uzaktan bir horoz sesi
Ne çılgın yalıyor parmaklıkları
Esiyor Yusuf'un kutlu nefesi
Yıkıyor Züleyha kara duvarı
Iraklardan yanık bir horoz sesi

Gel yaralı serçem küsme bahtına
Vurma kayalara allı başını
Anka kuşu olsan geçmem tahtına
Bir sen kaybetmedin can yoldaşını
Yaralı serçem gel küsme bahtına

Ey kara çayımın buğulu kiri
Kıvrıla kıvrıla nere gidersin
Ötelerden eğer sorarsa biri
Bırakmadılar da gelmedi dersin
Kara çayımın ey buğulu kiri

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder